Zeka Oyunlarının Beyin Üzerindeki Etkisi

 

Öncelikle bu konu hakkında pek Türkçe yayın olmadığı , bilimsellik ve eğitimden uzak bakış açılarımızın da zayıfladığı düşüncem maalesef devam ediyor.

Fide World Team Championships  maçlarını izlerken (bugün son tur oynanıyor ve Türk Milli takımı tarihin en iyi sonucuna ulaştı. Yazımı bitirdiğimde muhtemelen maçlar da bitmiş olur.Eğer yenersek Gümüş Madalya Alma Şansımız var. Sadece Amerika’ya yenildik , diğer 7 turda namağlup olarak turnuvanın en gözdeleri arasında gösterildik) , site fotoğraflardan yola çıkarak güzel bir haber yaptı.

 

Haberin kısaca özeti şu :

Japonya’daki RIKEN Beyin Bilim Enstitüsü’ne bağlı Anlayışsal Beyin Haritalama Laboratuvarı’ndan Keiji Tanaka yönetimindeki bir grup Japon bilim adamının yaptığı araştırma, profesyonel satranç oyuncularının kritik hamleleri yaparken amatör satranç oyuncularından farklı olarak beyinlerinin iki kısmını da kullandıklarını gösterdi.

Şogi adı verilen Japon satrancı oyuncuları üzerinde yaptıkları araştırmayı Science dergisinde yayımlayan bilim adamları, amatör satranççıların sadece beyinlerinin yan lobundaki ”dörtgen lopçuk” adı verilen bölgeyi kullandığını, buna karşılık profesyonel satranç oyuncularının ise dörtgen lopçuğun yanı sıra, beynin iç kesiminde yer alan ”kaudat nükleus” adı verilen bölgeyi de kullandıklarını belirledi.

Çok teknik detaylara girmemizin anlamı yok. Daha önce görsel zekanın üst düzeyde kullanıldığını Dehanın Sırları yazımda belirtmiştim.

Psikolog olan babası , Mozart örneğinden yola çıkarak özel eğitimin , Allah vergisi yetenekten daha önemli olduğu tezini gerçekleştirmek için çocukları üzerinde önemli çalışmalar yapmıştır.

Babasının kitabında yazdığı gibi :

Deha : Çalışma + Şanslı Çevre koşulları

Devamını  izlemek için bu linki takip edebilirsiniz.

 

 

 

Yeni Resfebe Kahramanları_2016_15 _ Ödüllü

Alper Türedi , resfebe soruları üretmede farklı bakış açısıyla öne çıkan bir kahramanımız.

Alper , 5 veya 6 sorunun hepsini yapana küçük bir hediye de yollayacak.(Değerlendirme ikimiz tarafından yapılacak)

Cevaplarınızı oyunmerdiveni@gmail.com adresine gönderebilirsiniz. En son gönderdiğiniz cevap geçerli olacaktır.

20 Şubat 2017   Pazartesi  09:00 kadar  süreniz olacak. 

Alper Türedi ve diğer resfebe gönüllülerinin tüm soru listesini burada bulabilirsiniz.

Satranç Hakkında Özlü Sözler

Sevdiğim satranç özlü sözleri listeledim. Yanlarına da zor sorular ekledim. Düşündükçe özlü söz okuyabilirsiniz.

 

“Ne çalışacağınız konusunda şüpheniz varsa oyunsonu çalışın. Açılışlar size açılış öğretir, oyunsonları ise satranç”
Stephan GERZADOWICZ, (Thinker’s Chess)

“İki tür feda vardır: doğru olanlar ve benimkiler”
Tal

“İyi kalpli iseniz satranç oynayamazsınız”
Fransız atasözü 

“Satranç tahtasıyla rakibinizi alaşağı edebilirsiniz ama bu sizin daha iyi oyuncu olduğunuzu göstermez.”
İngiliz deyişi

” Satranç bir sineğin içebileceği, bir filin yıkanabileceği bir denizdir.”
Hint atasözü

“En iyisi rakip taşları feda etmektir”
Tartakower 

“Atağın birinci şartı: rakibinizin gelişmesine izin vermeyin!”
Fine

“Satranç akılla oynanır, ellerle değil!”
Renaud ve Kahn

“İstenilmedik bir pat yaratmak aptallığın zirvesidir.”
Anonim

“Bir satranç oyunun üç aşaması vardır: Birincisi üstünlüğe sahip olduğunuzu umduğunuz andır, ikincisi üstünlüğe sahip olduğunuzu düşündüğünüz andır, ve üçüncüsü… kaybedeceğinizi bildiğiniz andır!”
Tartokower

“Taş kaybetmemek için çok oyun kaybedilmiştir”
Tartokower

“Hatalar tahtanın her yanında yapılmayı bekleniyorlar.”
Tartakower

“Oyunun galibi sondan bir önceki hatayı yapan oyuncudur.”
Tartakower

“Terkederek hiçbir oyun kazanılmamıştır”
Tartakower

“Satranç her şeyden önce bir mücadeledir”
Emanuel LASKER

“En zoru, kazanılmış oyunu kazanmaktır.”
Emanuel LASKER

“Satranç tahtasında yalan ve iki yüzlülük çok fazla yaşayamaz”
Emanuel LASKER

“İyi bir hamle görünce, bekleyin, daha iyisini arayın”
Emanuel LASKER

“Satranç tüm savaşların üstündedir.”
Emanuel LASKER

“Neredeyse kesin olarak, oyun teorik açıdan beraberedir”
Fischer

“Kaybeden her zaman hatalıdır.”
Panov

“Satranç insanlık için bir lanettir.”
H.G.Wells

“Satranç hakkında, hayat için çok uzun olduğu söylenir ama bu satrancın değil, hayatın kusurudur.”
Irning Chernev

“Satrancın esası onun ne olduğunu düşünmektir.”
David Bronstein

“Satranç tahtası insan zihninin jimnastik salonudur.”
Pascal

“Satranç tahtasında tüm denizlerdekinden daha fazla macera vardır.”
Pierre Mac Orlan

“Satranç zihinsel işkencedir.”
Kasparov

“Kafanız karışıksa, satranç oynayın”
Tevis

“Hayat satranç için çok kısa”
Byron

“Satranç analiz sanatıdır.”
Botvinnik

“Satranç Capablanca’nın ana diliydi”
Reti

“İyi oyuncu her zaman şanslıdır.”
Capablanca

“Satrançta kahramanlar yoktur.”
Cory Evans

“Tek bir kötü hamle kırk iyi hamleyi boşa çıkarır.”
Horowitz

“Yaşım arttıkça Piyonlara da daha çok değer vermeye başladım.”
Keres

“Aslında en zoru, kayıp oyunu kazanmaktır.”
Dr. Dave

“Satrançtaki pişmanlıktan daha büyük bir pişmanlık yoktur.”
H.G.Wells

“Atağın birinci şartı: Rakibinizin gelişmesine izin vermeyin!”
Fine

“Satranç akılla oynanır, ellerle değil!”
Renaud ve Kahn

“İyi bir feda doğru olan değil, rakibi şaşırtıp karmaşaya itendir.”
Rudolph SPIELMANN

“Piyonlar özgür doğarlar ama zincirler altında yaşarlar”
Soltis

“Nasıl taktisyen, birşey yapılması gerektiğinde ne yapmasını biliyorsa, strateji ustası da birşey yapılmaması gerektiğinde ne yapmaması gerektiğini bilir.”
Gerald ABRAHAMS

“Aramanız gereken hamle, hatta en iyi hamle değil, ama gerçekleştirilebilir bir plan”
Eugene A. ZNOSKO-BOROVSKY

“Şöhret… Zaten sahibim. Şimdi paraya ihtiyacım var.”
 Steinitz 

“Satranç aklın jimnastiğidir. ”
Shawn Decker

“Satranç tahtasında dünyadaki tüm denizlerde karşılaşacağınız maceralardan daha fazlası vardır.” Pierre Mac ORLAN

“Satrançtaki pişmanlığa benzer hiçbir pişmanlık yoktur.”
H.G.WELLS

“Umutsuz vaziyet yoktur; sadece kurtarılabilecek nispeten kötü vaziyetler vardır.
“Berabere konum yoktur; Sadece kazanca oynayabileceğiniz eşit vaziyetler vardır.”
“Fakat aynı zamanda unutmayın ki, kaybedilmesi mümkün olmayan kazanç vaziyet de yoktur.”
Grigory SANAKOEV

“Satrançseverler, bana bir kombinezon yaparken ne kadar ilerisini görebildiğimi sorup ‘kural olarak tek bir hamleden fazla’ cevabını aldıklarında hep şaşkına dönerler”
Richard RETI

“Oyunsonundan önce Tanrılar oyunortasını yaratmışlardır”
 TARRASCH

“Kazanmak herşey değildir…fakat kaybetmek ise hiçbir şeydir”
MEDNIS, berabere yapmak için mücadele etmenin önemi hakkında

“Eğer rakibiniz berabere teklif ederse, niye kötü durumda olduğunu düşündüğünü anlamaya çalışın”
Nigel SHORT


Not1 : Stefan Zweig’in Satranç kitabını sizlere öneriyorum.

Not2 : Eklemek istediğiniz özlü söz varsa iletebilirsiniz.

 

 

Stefan Zweig Kitapları Hakkında Alıntılar Ve Notlar

Her bir Stefan Zweigh kitabı hakkında ayrı ayrı sayfalarca yazmak yerine tüm kitaplardan kendimce notlar alıp , ileride keyifle okumayı hedefliyorum.

Kitaplarını okuduğum sürece de ekleme yapacağım. Siz de eklemek isterseniz , iletişimdeki mail adresinden ulaşmanız yeterli olur.

Kitaplarında Zweigh kısaca anlatılıyor ama bilmeyenler için özetle ;

indirStefan Zweig 1881 yılında Viyana’da doğdu. Babası varlıklı bir sanayiciydi. Viyana ve Berlin’de eğitim gördü. Birçok ülkeyi dolaştıktan sonra Birinci Dünya Savaşı sırasında, Zürih’e geldi. Savaş karşıtı kişiliğiyle tanındı. 1919-1934 yılları arasında Salzburg’da yaşadı, 1938’de İngiltere’ye, 1939’da New York’a gitti, birkaç ay sonra da Brezilya’ya yerleşti. Avrupa’nın içine düştüğü duruma dayanamayarak 1942 yılında karısıyla birlikte intihar etti. Çok sayıda denemesi, öyküsü, uzun öyküsü ve romanı yanında, büyük bir ustalıkla kaleme aldığı yaşam öyküleriyle de ünlüdür.

SATRANÇ :

  • Dizlerim titremeye başladı: BİR KİTAP!
    Dört aydır elime kitap almamıştım ve içinde insanın art arda sıralanmış sözcükler, satırlar, sayfalar ve yapraklar görebileceği, başka, yeni, şaşırtıcı düşünceleri okuyabileceği, tanıyabileceği, beynine alabileceği bir kitabın hayali bile insanı hem coşturuyor hem de uyuşturuyordu.
  • Bütün yontulmamış varlıklarda olduğu gibi onda da gülünç bir kendini beğenmişlik vardı.
  • Bize hiçbir şey yapmadılar. Sadece bizi en mutlak anlamdaki hiçliğin içerisine yerleştirdiler, çünkü bilindiği gibi dünyada hiçbir şey insan ruhu üzerinde hiçlik kadar ağır baskı uygulayamaz.
  • Suskunluğun siyah okyanusundaki cam fanuslu bir dalgıç gibi yaşıyordu insan, kendisini dış dünyaya bağlayan halatın kopmuş olduğunu ve o sessiz derinlikten hiçbir zaman yukarı çekilmeyeceğini ayrımsayan bir dalgıç gibi hatta.
  • Kendime karşı oynamaya kalkıştığım andan itibaren, bilinçsizce meydan okumaya başlıyordum. Siyah ve beyazdan oluşan her iki ben de yarışa girişmeden edemiyordu ve her ikisi de yenmek, kazanmak için kendine göre bir hırsa, bir sabırsızlığa kapılıyordu; siyah olan ben, beyaz olan benin yapacağı her hamleyi heyecanla bekliyordu. Bir tanesi bir yanlış yapınca, öteki ben sevinçten havalara uçuyor ve aynı anda da kendi beceriksizliğine kızıyordu.
  • Siyah olan ben, beyaz olan ben’in yapacağı her hamleyi heyecanla bekliyordu.

Notlar :

  • Sayfa 33’de Dr B, bu uzun öyküye dehşetli bir şekilde aniden girer. Mc Connor piyonu son kareye sürmek için elini uzatmıştı ki , birisi kolundan yakaladı, alçak sesle ve heyecanla fısıldadı.                                                                                                                 “Tanrı aşkına! Sakın ha!” “Şimdi veziri alırsanız, fili c1’e sürüp piyonunuzu kırar, siz de atınızı geri çekersiniz. Ama bu arada boştaki piyonunu d7’ye getirip kalenizi tehdit eder ve atınızla şah-mat deseniz bile kaybedersiniz ve dokuz-on hamle sonra yenilirsiniz.”                                                                                                                             1922’de Pisyaner Turnuvası’nda Alekhine ‘in Bogolyubov’a karşı oluşturduğu konumun hemen hemen aynısı. Örnek gösterilen maçın bir hayal ürünü olmadığı araştırılınca kendine göre anlamlı/mesaj veren intiharından önceki kitap olduğu da düşünülünce takdire şayan diye alkışlıyorsunuz. Gerçekten de Alekhine ile Bogolyubov’un 1922 yılındaki maçında piyonunu c1 oynamayıp Şahını h7 ye kaçıyor Siyah. Böylelikle öyküdeki maçın konumuna erişebiliyoruz.

BİLİNMEYEN BİR KADININ MEKTUBU : 

“Satranç” eseri gibi bir seferde başlayıp bitirdiğim sürükleyici bir eser.

  • Ölmem sana acı verecek olsaydı eğer, o zaman ölmezdim.

AMOK KOŞUCUSU : 

  • İnsan gençken yalnızca başkalarının hastalanıp öleceğini düşünür.

SABIRSIZ YÜREK : 

  • Yaşamımda ilk kez, yeryüzündeki en büyük kötülüklerin kaynağının vahşet ve kötü niyet değil, kişilerin yenemedikleri zayıflıkları olduğunu anlıyordum.
  • Bir şeyi saklayan ya da saklamak zorunda kalan kişinin gözlerinin doğal, özgür ve samimi bakması olanaksızdır.
  • Mutsuzluk insanı kırılgan, sürekli ızdırap ise dar kafalı yapar…
  • Acımak iki yanı keskin bir bıçak gibidir, kullanmayı bilmeyen, elini ve de özellikle kalbini ondan uzak tutmalıdır. Tıpkı morfin gibi acıma duygusu da hasta için sadece başlangıçta bir nimet, bir ilaç, bir devadır. Ama dozunu ayarlamasını ve azaltmasını bilmediğiniz zaman öldürücü bir zehir olabilir.

KORKU : 

  • Belki de utançların en büyüğü; insanın kendine en yakın bildiği kimselere karşı duyduğu utançtır.

MECBURİYET : 

  • Hangi mecburiyet onu karanlık odasının sıcağından çıkarıp benim gibi sabahın içine sürüklemiş olabilir?
  • Haftalardır içten içe ruhunu daraltan şeyin ne olduğunu artık kesin olarak biliyordu ; hiç istemediği halde beklediği,anlamsız şekilsiz,uzaklardan kalkıp kendisine gelen,onu arayan , makineyle yazılmış donuk kelimeleriyle onun sıcak hayatına , özgürlüğüne saldıran iç daraltıcı şey bu mektuptu.
  • Belki de şu anda dünyada delilik mantığa ağır bastığı için.
  • Koskoca dünya mahvolurken insanın kendisi için çalışması suçtur.
  • Birey fikirden daima güçlüdür ama kendisi olarak kalması şarttır.
  • Esaretin de bir özgürlüğü vardır.
  • Kaderimde gitmek varken (kabulleniş) neden herşeyi bu kadar zorlaştırıyorsun?
  • Başını kaldırıp inanç ve heyecanla baktı , insanın kendisininkinden  başka kanun olmadığını , hiç birşeyin onun birine ait hissetmek kadar hayata bağlanmadığını farketti.
  • Bilinmezlik onu bir kez daha ele geçiriyordu.

BİR İNSAN BİR  YAŞAM : 

  • Tek bir cesur insanın başarısından, tüm bir kuşağa yetecek şevk ve cesaret doğar; bu daima böyledir.

 

 

PISA TESTİ SORULARI VE CEVAPLARI

PISA ‘yı anladık ,  bir an önce eğitimimiz sistemimizdeki reformun ne kadar öncelikli olduğunu gördük.

Peki PISA soruları , ne tür sorular ? Meraklıları için BBC  yayınlamış. 

Bakalım 15 Yaşındaki çocuklarımızla birlikte cevap verebilecek misiniz?

Cevapları , en altta bana özgü şekilde basit bir şifre ile vereceğim. Şifreyi çözdüğünüzde , cevapları da alabilirsiniz.

Öncelikle 2013 -2015 arasındaki genel sıralamamız nerden nereye geldiğini görelim .

el-cezire-pisa

Üç yılda bir yapılan test, dünyanın birçok köşesinden 15 yaş grubundaki çocuğun bilgisini ölçüyor.

Sorular :

1

1- Göçmen kuşların çoğu, tek tek değil gruplar halinde başka bölgelere göç ediyor. Kuşların bu davranışı, canlıların evriminin bir sonucu. Peki göçmen kuşların çoğunda görülen bu davranışın evrimle ilgisi, bilimsel olarak en iyi nasıl açıklanabilir?

A) Tek başına ya da küçük gruplar halinde göç eden kuşların hayatta kalma ve döllenme ihtimali daha az.
B) Tek başına ya da küçük gruplar halinde göç eden kuşlar, kendilerine uygun besinleri daha kolay bulabiliyor.
C) Büyük gruplar halinde uçmak, diğer kuş türlerinin de göç eden gruba katılmasını kolaylaştırıyor.
D) Büyük gruplar halinde uçmak, her kuşun daha kolay yuva yapabileceği yerler bulmasını sağlıyor.

2


2- Altın yağmurcunlar, Avrupa’nın kuzeyinde çoğalan göçmen kuşlar olarak biliniyor. Sonbaharda bu kuşlar, sıcaklığın daha yüksek olduğu ve daha çok besin bulabilecekleri bölgelere uçuyor. Baharda ise, çoğaldıkları yere geri dönüyor.

Harita, on yıldan fazladır yürütülen araştırmalara dayanıyor. İlk harita, Güney’e uçan, ikinci harita ise Kuzey’e uçan altın yağmurcunların göç yollarını gösteriyor. Haritadaki yeşil renkli alanlar kara, beyaz renkli alanlar ise, deniz ve okyanusları gösteriyor.

Haritadaki oklar sıklaştıkça, kuşların beraber göç ettiği gruplar büyüyor.

Sizce bu haritalar, aşağıdaki bilgilerden hangisine işaret ediyor?

A) Haritalar, geçtiğimiz on yılda Güney’e göç eden altın yağmurcunların sayısındaki azalmayı gösteriyor.
B) Haritalar, kuzeye giden bazı altın yağmurcunların güneye gidenlerden farklı göç yolları kullandığını gösteriyor.
C) Haritalar, altın yağmurcunların ürediği ve yuvalandığı bölgelerin güney ya da güneybatısındaki bölgelerde kışı geçirdiklerini gösteriyor.
D) Haritalar, altın yağmurcunların göç yollarının geçtiğimiz on yılda kıyı bölgelerinden uzaklaştığını gösteriyor.

3


3- Yeryüzü atmosferine giren uzaydaki kayalara meteor deniliyor. Isınan meteorlar, ışık yayarak yeryüzü atmosferine düşüyor. Meteorların çoğunluğu, yeryüzüne düşmeden önce yanarak yok oluyor. Bir meteorun Dünya’ya çarptığında yarattığı çukura, krater adı veriliyor.

Meteor Dünya ve yeryüzüne yakınlaşırken, hızlanmaya başlıyor.

Sizce bunun nedeni ne?
A) Dünya, kendi ekseni etrafında dönerek meteoru kendisine doğru çekiyor.
B) Güneş’in yaydığı ışınlar meteoru itiyor.
C) Dünya’nın kütlesi meteoru kendine çekiyor.
D) Meteor, uzay boşluğu tarafından itiliyor.

4

4- Yukarıdaki üç krateri inceleyin. Kraterleri, onları oluşturan meteorların boyutuna göre büyükten küçüğe sıralayın.

A) A, C, B
B) A, B, C
D) C, A, B

4-kopya

5- Bu üç krateri inceleyin.

Kraterleri, ne zaman oluştuklarına göre en eskiden en yeniye doğru sıralayın.

A) B, C, A
B) A, B, C
C) C, A, B

6

6- Şemada, üç büyük balık tankından oluşan deneysel bir balık çiftliği gösteriliyor.

Okyanustan çekilerek filtrelenmiş tuzlu su, bir tanktan diğerine akarak okyanusa geri dökülüyor. Bu balık çiftliğinin asıl amacı, sürdürülebilir yollarla hasat edecek şekilde dil balığı yetiştirmek. Dil balıkları, daha çok kum kurtlarıyla besleniyor. 

Balık çiftliklerinde, aşağıdaki organizmalar da kullanılabiliyor:

Mikroalgler: Sadece ışık ve besinle çoğalabilen mikroskobik organizmalar.
Kum kurtları: Sadece mikroalglerle beslenerek çoğalabilen omurgasız hayvanlar.
Kabuklular: Mikroalgler ve sudaki diğer küçük organizmalarla beslenen organizmalar.
Sazlık: Sudaki besleyici maddeler ve atıkları çeken çalılar

Araştırmacılar, besin değeri yüksek maddelerin büyük oranda okyanusa geri aktığını fark ettiler.

Bu organizmalardan hangileri balık çiftliğinde kullanılırsa, sorun çözülür?

A) Daha çok besin
B)Daha çok kum kurdu
C) Daha çok kabuklu deniz hayvanı
D)Daha çok sazlık

6

7- Balık çiftliğinde üretim nasıl sürdürülebilir hâle getirilebilir?

A)Tanklardan geçen suyun oranını artırmak.
B)En başta bulunan tanktaki besin maddelerinin miktarını artırmak.
C)Tanklar arasında daha büyük organizmaların geçiş yapmasını kolaylaştıracak filtreler kullanmak.
D)Organizmaların ürettiği atıklar ile su pompalarını çalıştıracak yakıt sağlamak.

 

Akıl , İcat , Beceri  , Uzman , Bakıcı , Ahududu , Zonguldak

 

PISA 2015 _ Eğitim Sistemimiz Alarm Vermeye Başladı

PISA 2015 sonuçlarını çoktan almış , yer alan detaylı raporun hangi bölümünü çarpıcı olarak sitemde almaya karar verememiştim. Bu kısmı düşünürken ilginç kısmı PISA haberini ilk bana bildirmeleriydi.  Akademisyen arkadaşlarım , öğrencilerimin anneler/babaları ve yakın arkadaşlarım ile  PISA 2015 ile birlikte Eğitim sistemimizin gerçekten çöktüğünü , geçen senelerde yapmış olduğum analizlere hak verdiklerini söylediler.

Sonra halktan PISA 2015 duymaya başladım ki , gerçekten şaşırdım. Eğtiimdeki kötü gidişatı haber yapmaktaki cesarete mi yoksa herkesin bu konuda hem fikir olmasına mı şaşrdım , bilemiyorum.

PISA nedir ? 

Bilmeyenler için PISA ‘nın anlamını ve detaylarını ilgili yazımda bulabilirsiniz. Bu yazıda içerikten,amaçlara kadar her türlü bilgi var.

PISA nedir? 
Açılımı “Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı” olan PISA, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) tarafından üçer yıllık dönemler hâlinde, 15 yaş grubundaki öğrencilerin kazanmış oldukları bilgi ve becerileri değerlendiren bir araştırma projesidir.

PISA Projesi’nin amacı nedir?
PISA’nın temel amacı, gençlerimizi daha iyi tanımak; onların öğrenme isteklerini, derslerdeki performanslarını ve öğrenme ortamları ile ilgili tercihlerini daha açık bir biçimde ortaya koymaktır.

PISA Projesi neyi ölçmektedir?
PISA Projesi’nde zorunlu eğitimin sonunda örgün eğitime devam eden 15 yaş grubundaki öğrencilerin; Matematik okuryazarlığı, Fen Bilimleri okuryazarlığı ve Okuma Becerileri konu alanlarının dışında, öğrencilerin motivasyonları, kendileri hakkındaki görüşleri, öğrenme biçimleri, okul ortamları ve aileleri ile ilgili veriler toplanmaktadır.
PISA projesinde kullanılan “okuryazarlık” kavramı, öğrencinin bilgi ve potansiyelini geliştirip, topluma daha etkili bir şekilde katılmasını ve katkıda bulunmasını sağlamak için yazılı kaynakları bulma, kullanma, kabul etme ve değerlendirmesi olarak tanımlanmaktadır.

PISA Projesi kimler tarafından yürütülmektedir?
PISA Projesi; kısa adı OECD olan “Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü”nün bir eğitim projesidir. Bu proje, OECD Eğitim Direktörlüğü’ne bağlı olan PISA Yönetim Kurulu tarafından yürütülmektedir. Projede kullanılan testlerin ve anketlerin geliştirilmesi, analizlerinin yapılması, uluslararası raporun hazırlanması gibi işlemler, PISA Yönetim Kurulu gözetiminde belirlenen bir konsorsiyum tarafından yapılmaktadır.
PISA’nın ulusal düzeyde çeviri ve uyarlama işlemlerinin yapılması, projenin uygulanması, analizlerin yapılması ve ulusal raporun hazırlanması gibi işlemler ise projeye katılan her ülkede belirlenen ulusal merkezler tarafından gerçekleştirilmektedir.

PISA  testi her üç yılda bir yapılıyor.

2016 ; 

PISA’ya Türkiye’deki 187 okuldan 5 bin 895 öğrenci katıldı..

Uluslararası eğitim değerlendirme testi , 72 ülke ve ekonomik bölgede 15 yaşındaki 540 bin öğrenci arasında yapıldı. Bu 72 ülke ve ekonomik bölgeden 35’ini Avrupa Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı’nın (OECD) ülkeleri oluşturuyor. Türkiye 72 ülke arasında 50. sırada yer alırken, önceki testlere göre de performansı geriledi.

OECD’nin 35 ülkesi arasında  34. sırayız.. Bizden kötü tek bir ülke var — Meksika.

İlgili haberde de ilginç tespitler yapılmış.

7

Araştırmanın sonuçlarına göre, Singapurlu öğrenciler matematik, bilim ve okumada en yüksek notları alarak en başarılı öğrenciler oldu. Japonya, Estonya, Finlandiya ve Kanada da 35 OECD ülkesi arasında en başarılı ülkeler oldu. Türkiye ise en alt sıralarda yer aldı.

Şimdi çarpıcı bir grafik getireceğim. Geçmiş yıllarda 2 karşılaştırma için vardı , şimdi El Cezire 5 yıl için yapmış . Eğitim sisteminin son 15 yılda sabit kalıp , gerilediğini görebiliyoruz. 2006 ‘da sınava girenler şu an üniversiteyi bitirip işe başladılar. 

Grafik: El Cezire

Grafik: El Cezire

BİLİM:

OECD ülkelerinde eğitim gören öğrencilerin yüzde 7.7’si bilim konusunda testte en yüksek sonuçları aldı. Singapur’da 4 öğrenciden 1’i, Tayvan, Japonya, Finlandiya’da 7 öğrenciden 1’i de bu seviyede. Bu göstergeler o ülkelerin hırslarını gösteriyor bence. 

  • 20 ülkede ise öğrencilerin sadece yüzde 1’inden azı en yüksek notları aldı. Bu ülkelerden biri de Türkiye. Türkiye’de bu oran yüzde 0,3 seviyesinde. *
  • Finlandiya, kız öğrencilerin bilimde erkek öğrencilerden daha başarılı olduğu tek ülke.
  • OECD ülkelerinde erkek öğrencilerin yüzde 25’i, kız öğrencilerin yüzde 24’ü ileride bilim ile ilgili bir işte çalışmak istediğini söylüyor. *
  • Kız öğrencilerin çoğu sağlık sektöründe çalışmak istediğini belirtirken, erkek öğrencilerin çoğu ise bilişim ve iletişim teknolojilerin ya da mühendislik alanında çalışmak istiyor.

2

MATEMATİK:

  • Singapur, Hong Kong (Çin), Makao (Çin) ve Tayvan matematik konusunda başı çekiyor.
  • Japonya’daki öğrencilerin performansı ise OECD ülkeleri arasında en iyisi.
  • Türkiye’deki öğrencilerin matematik testindeki başarı ortalaması OECD ülkeleri ortalamasının altında.
  • Türkiye’nin başarı seviyesi Birleşik Arap Krallığı, Şili, Moldova, Uruguay, Karadağ, Trinidad ve Tobago, Tayland ve Arnavutluk ile benzerlik gösteriyor.

Grafik: El Cezire

Grafik: El Cezire

OKUMA:

Singapur, Hong Kong (Çin), Kanada ve Finlandiya okumada en iyi performansı gösteren yerler oldu. İrlanda, Estonya, Güney Kore, Japonya ve Norveç de OECD ortalamasının üzerinde kalırken, 41 ülke OECD ortalamasının altında kaldı. OECD ülkeleri arasında Kanada ve Finlandiya başı çekiyor, Türkiye ve Meksika ise en sonda yer alıyor.

 

OECD 2016 RAPORU: ÖĞRENCİLERİN PERFORMANSI NİYE DÜŞÜYOR?

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) ülkeleri başta olmak üzere, dünya ekonomisinin yüzde 80’ini temsil eden 64 ülkedeki 15 yaş grubu öğrencilerin eğitim durumu incelendi ve 2012’de yayımlanan PISA sonuçlarını öncekiler karşılaştırarak bir 2016 Şubat ayında rapor hazırladı.

PISA sınavındaki Matematik sonuçlarına  baktığımızda Türkiye’nin Matematik okur-yazarlığı konusunda ne kadar geride kaldığını üzülerek görmekteyiz.

ZEKA DEĞİL SİSTEM VE YÖNTEM PROBLEMİ VAR!

OECD raporunu değerlendiren Hacettepe Üniversitesi Matematik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Adnan Tercan, matematik öğretiminde zeka problemi değil sistem ve yöntem problemi olduğunu söyledi. Prof. Dr. Tercan sözlerini şöyle sürdürdü,

MÜFREDAT, ÇOCUĞUN DÜNYASINA HİTAP ETMELİ!

15 yaş grubu öğrencilere yaşlarının üstünde matematik eğitimi veriliyor. Matematikte öğrenciye her şeyi bir anda verelim anlayışı var. Her şeyi verelim derken öğrenciye gıdım gıdım matematik veriyoruz. Öğrenci de bunun altından kalkamadığı için matematikten soğuyor. Çocuklarımız zeki ancak müfredat hafifleştirilerek çocuklar için daha sevimli hale getirilmeli. Öğrencinin daha kolay anlaması için matematik görselleştirilmeli. Müfredat çocuğun dünyasına hitap etmiyor, matematiği çocuğun dünyasına hitap edecek şekle getirmek gerekiyor. Ağır bir matematik müfredatı yerine yaş grubuna göre eğitim yapılmalıdır.

Türkiye kırmızı renkte

Genel sıralamada ise, dengeli bir çoğunlukta, Kanada, Danimarka, Estonya, Hongkong (Çin), ve Macao (Çin)’lu öğrenciler “mükemmel” derecede sonuç elde ettiler. Çek cumhuriyeti, Yunanistan, Macaristan, Yeni Zelenda ve Slovakya’da ise öğrenclerin genel performansı en çok düşen ülkeler oldu.

Eğitim haritasında Türkiye, Cezayir, Tunus, Malta, Yunanistan, Doğu Avrupa ülkeleri, Brezilya, Peru, Kolombiya, Birleşik Arap Emirlikleri, Tayland ve Endonezya ile birlikte en alt seviyeyi belirleyen kırmızı renkte gösterildi. 

Türkiye, kız-erkek öğrenci eşitiği OECD ortalamasını yakaladığı ise tespit edildi. (Tek iyi haber bu olsa gerek)

“ÖĞRETMENLERİN DE KENDİLERİNİ GÜNCELLEMESİ GEREKİYOR”

Öğretmenlerin de matematik öğretirken kendilerini güncellemesi gerekiyor. Derste kitabı anlatır geçerim mantığına son verilmeli. Çocuklar oyun hamuru gibidir, dillerinden konuşarak eğitim verilmeli. Öğrenci Türkçe, fen öğretmeninden korkmaz ama okulun en sevecen öğretmeni de olsa matematik öğretmeninden korkar. Çünkü karşısında yaş grubuna uygun olmadığı için yapamadığı bir matematik var.”

Kendi Düşüncem ;

Kendi eğitim sistemimizi ( 4 + 4  + 4 , Ezbere dayalı , Rant dünyasına açılan  vs…) yaratmayı bir kenara bırakıp ,  Eğitim Bakanlığındaki kişileri veya düşünce sistemini masaya yatırıp  , hızla başarılı ülkelerle  kıyaslama ile  yol almamız gerekir .

Dil bilen, iyi eğitimli, teknolojiyle, bilimle, matematikle sorunu olmayan gençler yetiştiremezsek..

Demokrasinin,hukukun  adı olur, kendi olmaz..

PISA’da yüksek performans gösteren öğrenci oranı yüzde 1.6..Düşük performans gösterenlerin oranı yüzde 31.2. , bu oranı ne zaman tepetaklak yaparsak , iyi yola girmişiz demektir.

Not : OECD nin farklı araştırmaları da var . İlginizi çekebilir. 

Kaynaklar :

https://www.oecd.org/pisa

https://www.oecd.org/pisa/pisa-2015-results-in-focus.pdf

http://www.keepeek.com/Digital-Asset-Management/oecd/education/pisa-2015-results-volume-i_9789264266490-en#page401

https://www.oecd.org/education/singapore-tops-latest-oecd-pisa-global-education-survey.htm

https://www.compareyourcountry.org/pisa/country/tur

http://www.egitimpedia.com/pisa-2015-sonuclari-turkiye-72-ulke-arasinda-50-oldu-okumada-2006nin-bile-gerisine-dustu/

http://www.egitimpedia.com/pisa-2015-sonuclari-singapur-egitimde-dunya-birincisi/

Dehanın Sırları Bir Dahi Yetiştirmek – Satranç

Kadın ve erkeklerin beyinleri arasındaki farkı,işleme biçimlerini anlatan ; satranç yeteneğinin doğuştan gelmediğini anlatan , Susan Polgar’ın satrançtaki başarısını anlatan ” Dehanın Sırları Bir Dahi Yetiştirmek “ bir Geographic videosunu izlemenizi öneririm.

Psikolog olan babası , Mozart örneğinden yola çıkarak özel eğitimin , Allah vergisi yetenekten daha önemli olduğu tezini gerçekleştirmek için çocukları üzerinde önemli çalışmalar yapmıştır.

Babasının kitabında yazdığı gibi :

Deha : Çalışma + Şanslı Çevre koşulları

Devamını  izleyelim.

 

Bu videoyu beğendiyseniz ve yararlı bulduysanız  , size  2016 yılı içerisinde  okuduğum müthiş bir kitabı tavsiye edeceğim.

Matthew Syed — Sıçrama

Bu kitabın bir bölümünde Polgar kardeşlerin başarısı anlatılıyor.

Syed kitapta önce kendi başarısının sebeplerini ardından da gerek sporcu gerekse müzisyenlerin başarı sebeplerine değinerek beynimdeki yetenek algısını yerle bir etti. Araştırmalara göre üstün başarıyı sağlamak için ne kadar çalışmak gerekir sorusuna sanattan bilime, masa oyunlarından tenise, herhangi bir karmaşık görevde dünya liginde bir yere,satrançta  gelmek için en az on yıl amaca yönelik etkin çalışmanın gerekli olduğu cevabı çıkıyor.
Kitapta Batı Florida Üniversitesi İnsan ve Makine Bilişsellik Enstitüsü’nde araştırmacı olarak görev yapan Paul Feltovich’in bir sözüne yer veriliyor;

“Uzmanlık zengin deneyimlerden ve yoğun emekten doğan uzun zamanlı bir gelişim sürecidir. Syed’de tam olarak bunu vurguluyor, uzmanlık uzun bir tecrübe ve derin bir bilgi gerektirir.”

Kitapta beni etkileyen diğer bir bulgu ise on bin saat kuralı. Malcolm Gladwell’in kitabından alıntı yaparak aktarılmış olan bu kural; en iyi olmak için ortalama on bin saat, iyi olmak için sekiz bin saat, o işi icra edip, öğretebilmek içinse ortalama dört bin saat pratik yapmış olmayı gerektirdiği idi. Bunu da çarpıcı örneklerle pekiştiriyor.Örneğin Mozart daha altı yaşındayken geride üç bin beş yüz saatlik bir çalışma sürecini geride bıraktığını belirtiyor. Kitapta TigerWoods’tan Williams kardeşlere kadar çok çarpıcı örnekler var. Özellikle de Williams kardeşlerin başarısının doğumdan önce kararlaştırılması inanılmaz bir tez olmuş.

On bin saat kuralı neden önemli ?

Çünkü velilerimiz , öğretmenlerimizin  hatta (yöneticilerimizin bizlerden) çocuklarımızdan  beklentileri kısa sürede başarı olduğu düşünülürse , bu önemli konuyu eğitmen ve velilerle birlikte  etraflı olarak masaya yatırılmasının tam zamanıdır.

Bu konuda düşünceleriniz olduğunu varsayarak , yorumlarınızı bekliyorum.

Satranç,Zekâ Oyunları ve Bilim Festivali

 

Çocukların gelişimine katkısı olan EKER firmasıyla EKER RUN’da tanışmış olup , Ece ve Sevgi Hanım’ın güçlü  ve yapıcı bakış açılarıyla 3 ay gibi kısa sürede , Türkiye’de ilki yapılacak organizasyonun temellerini toplamda 3 toplantı ile netleştirdik.

Organizasyonun önemi :

  1. Türkiye’de satranç turnuvası , zeka oyunlarının amacının anlatılması ve zeka oyunları oyuncaklarının tanıtılması , hacivat/karagöz oyunları ve kaşık kukla yapım atölyesinin  bulunduğu çocuk atölyeleri  ve Bursa Teknoloji Merkezinin müthiş bilim gösterisinin bir araya geldiği ilk organizasyon oldu.
  2. 300 öğrencinin (7-12 yaş arası 3 kategori) 15 dakikalık hızlı satranç turnuvası. Maçları bitiren çocukların , zeka oyunlarıyla oynaması ve diğer etkinliklere katılarak günlerini en verimli şekilde geçirmeleri sağlandı.
  3. Dereceye girenlere 30 adet satranç figürlü madalya ve 9 kupa verildi. Ayrıca EKER’in sponsorluğunda tüm oyunculara yemek fişi , EKER tişörtü ve dereceye girenlere  EKER ürünleri paketi verildi.
  4. Aşağıdaki  50 adet görsel afiş Bursa genelinde  dev bilboardlarda yayınlandı.Aynı zamandan Bursa TSF sayfasından ilan yayınlandı 
  5.  Bursa’nın en iyi hocalarından 3 hocamızın 10’ar kişilik gruplarla (her yaş grubunda ilk 10 girenler) simultane maç yaparak , satranç gösterisi yapılarak ilklere bir yenilik daha eklendi.
  6. 21 Mayıs’ın aynı zamanda “Dünya Süt Günü” olması sebebiyle Eker Süt Ürünleri alanda bir atölye açarak çocuklara “Yoğurdun Hikayesi” ve “Meyveli Yoğurt Yapımı”nı deneyimlemelerini sağladı.
  7. Katılanlar arasında satranç,zeka oyunu ve bilim gösterisinin en az biriyle tanışmayanların çoğunlukta olması , sosyal sorumluluk projemizin daha yararlı olmasını sağladı.

13247769_523151051204021_7019735698798850995_o

Geri Bildirimler :

  1. Zekâ Oyunları oyuncaklarına ilgi büyüktü. Özellikle anne/baba ve eğitimcilerin birçok sorusunu cevaplamaya  çalıştım.
  2. Turnuvanın ücretsiz olması , yemek fişlerinin olması ve hediyelerin çocuklarına gelişim sağlayan süt ürünleri olması veliler açısından beğenildi.
  3. 18:00 olduğunda herkes yorgun olmasına rağmen  yüzlerinin güldüğü özellikle veliler tarafından turnuva sonrasında söylediler , Ece ve Sevgi Hanım’ları da tebrik edenlerin sayıca fazla olduğu bilgisini aldım.
  4. Aynı kalitede 2 günlük turnuva isteyen veliler çoğunluktaydı.
  5. Bursa Hakimiyet’ten Murat Kuter organizasyon hakkında yazı yazdı.

12093556_289526191385608_769386723_n

Bilim Gösterisinden kesintileri görebilirsiniz.

Emeği geçen mütevazi yapısıyla  Ece Eker   ,  iyi ki tanışmışım  dediğim Sevgi Uyumaztürk  ve satranc organizasyonuna liderlik eden dostum Mehmet Durak sayesinde önemli bir eser bıraktığımızı düşünüyorum. 2017’de de aynı ekiple daha iyi organizasyonlar çıkaracağımızı hedefliyoruz.

 

 

TED Series _ Meaghan Ramsey _ Am I ugly ? (Çirkin miyim?)

Bu benim yeğenim, Stella. Bir yaşına yeni girdi ve yürümeye başladı. Bir yaşındakilerin yaptığı gibi harika bir şekilde yürüyor, biraz sendeliyor, “bedenim ayaklarım için fazla hızlı hareket ediyor” tarzı. Kesinlikle harika. Şu an en sevdiği şeylerden biri aynada kendine bakmak Yansımasını kesinlikle seviyor. Kıkırdıyor, ciyaklıyor ve kendine şu büyük, ıslak öpücüklerden veriyor. Bu harika. Anlaşılan tüm arkadaşları bunu yapıyor ve annem benim de yaptığımı söyledi ve bu bana şunu düşündürdü: Bunu yapmayı ne zaman bıraktım? Görünüşümüzü sevmek ne zaman birdenbire yanlış oldu? Çünkü belli ki yapmıyoruz.

Her ay on bin kişi Google’da “Ben çirkin miyim” diye aratıyor. Bu Faye. 13 yaşında ve Denver’da yaşıyor.Her ergen gibi beğenilmek ve kabul edilmek istiyor. Pazar gecesi. Okul haftasına hazırlanıyor. Ve hafifçe ürküyor, biraz kafası karışık çünkü annesi ona sürekli güzel olduğunu söylemesine rağmen, okulda her gün, biri ona çirkin olduğunu söylüyor. Annesinin ve okuldaki arkadaşlarının veya akranlarının söylediklerinin farklılığından dolayı, kime inanacağını bilmiyor. Bu yüzden, kendisinin bir videosunu çekiyor. Youtube’a gönderiyor ve insanlara bir yorum yazmalarını rica ediyor: “Ben tatlı mıyım yoksa çirkin mi?” Şimdiye kadar Faye 13,000 yorum aldı. Bazıları çok iğrenç, düşünmeye layık değil. Bu ortalama, sağlıklı görünen ergen bir kız ve hayatındaki duygusal olarak en hassas zamanındaki bu geri bildirimi alıyor. Binlerce insan bunun gibi videolar yolluyor, çoğunlukla ergen kızlar bu yönteme başvuruyor. Fakat onları bunu yapmaya iten ne?

Bugünün ergenleri nadiren yalnız. Her zaman çevrimiçi ve uygun olma baskısı altındalar konuşma, mesajlaşma, beğenme, yorum yapma, paylaşma, gönderme — asla bitmez. Daha önce hiç bu kadar bağlı,sürekli, anlık, genç olmamıştık. Ve bir annenin bana söylediği gibi, yatak odalarında her gece bir parti var gibi. Basitçe, gizlilik yok. Ve buna eşlik eden sosyal baskılar acımasız. Bu sürekli açık çevre, çocuklarımızı aldıkları beğeni sayısıyla ve yorum türleriyle kendilerine değer vermeye itiyor. Çevrimiçi ve çevrimdışı yaşam arasında bir fark kalmadı. Neyin gerçek olup neyin olmadığını söylemek gerçekten zor. Ve ayrıca neyin gerçek ve neyin dijital olarak oynanmış olduğunu söylemek de gerçekten zor. Birinin yaşamındaki özel bir ana karşı gündelik yaşamdaki normal nedir?

Ve ilham için nereye bakarlar? Bugün haber kaynaklarını kaplayan kız resimlerinin türlerini görebilirsiniz.Sıfır beden modeller hala podyumlara egemen. Makyaj bugün sıradan. Ve modalar #kalçaboşluğu, #incebel, #bikiniköprüsü ve #proana. Bilmeyenler için, #proana anoreksiya yanlısı anlamındadır. Bu modalar günümüz popüler kültüründeki kadınların klişeleştirmesi ve pervasızca nesneleştirilmesi ile oluşturulmuştur. Kızların kendilerini ne ile kıyasladıklarını görmek çok zor değil. Ancak erkekler de bu durumdan etkilenmiyor değil. Süper kahraman rolündeki spor yıldızlarının ve de zampara müzik yıldızlarının muntazam yüz hatlarına ve baklava kaslarına imreniyorlar.

Peki tüm bunlardaki problem nedir? Elbette çocuklarımızın sağlıklı büyümesini, iyi yetişmiş bireyler olmasını istiyoruz. Ancak şekil takıntılı kültürde, çocuklarımızı kişiliklerindeki diğer niteliklere rağmen,görünüşlerine daha fazla kafa yormaları ve zaman harcamaları için yetiştiriyoruz Bu yüzden, ilişkilerinde, fiziksel gelişimlerinde ve eğitimlerinde sorunlar ortaya çıkıyor. Her 10 kızdan altısı hiçbir şey yapmamayı tercih ediyor, çünkü yeterince güzel olmadıklarını düşünüyorlar. Bunlar önemsiz aktiviteler de değiller.Bunlar, insani gelişimlerine yardımcı olacak, topluma ve iş gücüne yararlı bireyler olmalarını sağlayacak temel aktiviteler. Yüzde 31 oranında, neredeyse her üç gençten birisi sınıftaki münazaralardan geri çekiliyor. Bu tartışmalarda başarısız oluyorlar, çünkü görünümleri üzerine dikkat çekmek istemiyorlar.Beşte biri bu konuda iyi hissetmedikleri günlerde hiç sınıfa uğramıyorlar bile. Sınav zamanı geldiğinde iseeğer yeterince iyi göründüğünü düşünmüyorsan, özellikle yeterince zayıf olduğunu düşünmüyorsan,sınavda bu konuda endişesi olmayan arkadaşlarının ortalamasından daha düşük not alırsın. Bu çıkarım, aslında kaç kilo olduğunuzdan bağımsız olarak Finlandiya, Amerika ve Çin’de tutarlılık gösteriyor. Açıkça belirtmek gerekirse, burada konuştuğumuz şey nasıl göründüğünüzü düşündüğünüz, aslında nasıl göründüğünüz değil. Düşük beden özgüveni, akademik başarıyı da düşürüyor.

Bir yandan da sağlığa zarar veriyor. Beden özgüveni düşük olan gençler, daha az fiziksel aktivite yapıyorlar ve daha az sebze, meyve yiyorlar. Yemek yeme problemlerine neden olabilecek sağlıksız kilo kontrol yöntemlerine daha çok başvuruyorlar. Özsaygıları da düşük. Etrafındaki insanlardan kolayca etkileniyorlar ve depresyona daha çok yatkınlar. Bütün bu sebeplerden dolayı; alkol ve uyuşturucu kullanımı, sıkı rejim, estetik ameliyat, korunmasız erken seks ve kendine zarar verme gibi aktivitelerle daha çok risk almaya yatkın olduklarını düşünüyoruz. Mükemmel vücuda sahip olma arzusu, sağlık hizmetlerimiz üzerinde baskıya neden oluyor ve her yıl ülkelerimizin milyarlarca dolar harcamasına neden oluyor.

Bu sorundan bir türlü kurtulamıyoruz. Gerçekte olup olmadığını umursamadan fazla kilolu olduğunu düşünen kadınlar daha yüksek işe devamsızlık oranlarına sahipler. Kadınların yüzde 17’si dış görünüşleri hakkında kendilerine güvenmedikleri günlerde iş mülakatlarına katılmıyorlar.

Bir an için bu davranışın bizim ekonomimize ne yaptığını düşünün. Eğer üstesinden gelebilseydik nasıl bir fırsat elde edecektik. Bu potansiyelin açığa çıkartılması her birimizi ilgilendiriyor.

Ama bunu nasıl yapabiliriz? Şöyle ki, konuşmak, kendi başına, sizi sadece bir yere kadar götürür. Sadece konuşmak yeterli değildir. Eğer gerçekten bir fark yaratmak istiyorsanız, bir şeyler yapmalısınız. Ve biz burada üç kilit yol olduğunu gördük: İlk olarak beden özgüveni için eğitim vermeliyiz. Gençlerimizin dış görünüşle ilgili baskıların üstesinden gelmeleri ve öz-saygılarını geliştirmeleri için stratejiler geliştirmeliyiz.Şimdi, iyi haber ise dışarıda bunu yapabilen bir sürü program var. Kötü haber ise bunlardan çoğu bir işe yaramıyor. Aslında birçok iyi niyetli programın farkında olmadan durumu daha beter hale getirdiklerini öğrendiğimde şok oldum. Bu yüzden çocuklarımızın alacağı bu eğitimlerin sadece olumlu etki göstermekle kalmayıp aynı zamanda kalıcı bir etkiye sahip olduğundan da emin olmalıyız.

Araştırma gösteriyor ki en iyi eğitim programları şu altı kilit noktaya değiniyor: İlki ailenin, arkadaşların ve ilişkilerin etkisi. İkincisi medya ve ünlüler kültürü, sataşmanın ve alay edilmenin nasıl üstesinden gelineceği, görünüşe göre nasıl yarıştığımız ve karşılaştırma yaptığımız, dış görünüş hakkında konuşmamız – bazıları buna vücut konuşması veya şişko konuşması diyor – ve son olarak kendine bakmave saygı duyma temelleri. Bu altı madde; beden özgüveni hakkında işe yarayan eğitim vermek isteyen herkes için çok önemli. Eğitim şart, ama bu problemle mücadele etmek her birimizin ve herkesin güçlenmesini ve hayatımızdaki kadınlar ve genç kızlar için daha iyi rol modeller olmamızı gerektiriyor.Kendi çevremizde, kadınların nasıl göründüğü ve haklarında nasıl konuşulduğunun mevcut durumuyla mücadele ederek.

Politikacılarımızın katkısını saçlarına veya göğüs ölçülerine göre yargılamamız veya olimpik sporcunun kararlılığını veya başarısının nedeninin o sporcunun seyirci olmamasına bağlı olduğunu çıkarmamız doğru değil. İnsanları nasıl göründüklerine göre değil ne yaptıklarına göre değerlendirmeye başlamalıyız.

Sosyal ağlarımızda yayınladığımız resimlerin ve yorumların sorumluluğunu alarak başlayabiliriz. İnsanların dış görünüşlerine göre değil çabalarına ve davranışlarına göre iltifat edebiliriz.

Size şunu sormama izin verin, en son ne zaman aynayı öptünüz? Son olarak, kendi kültürümüzü gerçekten değiştirmek adına topluluklar, hükümetler ve işletmeler olarak beraber çalışmalıyız, öyle ki çocuklarımız kendilerine değer vererek, kişiliklere, farklılığa ve birleştiriciliğe değer vererek büyüsünler.Gerçekten fark yaratan insanları, hayatta gerçekten fark yaratanları baş tacı etmeliyiz. Onlara yayın zamanı vermeliyiz ancak o zaman farklı bir dünya yaratırız. Çocuklarımızın kendilerinin en iyi versiyonu olabildikleri, dış görünüş kaygısının, gerçekten oldukları gibi olmalarını veya hayatta istediklerini başarmalarını engellemediği bir dünya.

Bunun sizin hayatınızdaki biri için ne anlama gelebileceğini düşünün. Aklınızda kim var? Karınız mı? Kız kardeşiniz mi? Kız çocuğunuz mu? Yeğeniniz mi? Arkadaşınız mı? Bugün sizden sadece bir kaç koltuk uzaklıktaki bayan da olabilir. Daha uzun bacaklı,daha ince butlu, daha küçük mideli, daha küçük ayaklı olmasını söyleyerek ona kusur bulan içsel eleştiri sesinden kurtulması onun için ne ifade ederdi? Bunun üstesinden gelseydik ve onun potansiyelini açığa çıkartsaydık bu onun için ne ifade ederdi?

Şu anda, kültürümüzün şekille ilgili takıntısı hepimizi engelliyor. Buna rağmen gelin çocuklarımıza doğruyu gösterelim. Onlara nasıl göründüklerinin kimliklerinin sadece bir parçası olduğunu, ve onları; oldukları kişi oldukları için yaptıkları şeyler için ve bize nasıl hissettirdikleri için sevdiğimiz gerçeğini gösterelim. Gelin okul müfredatlarımıza öz-saygıyı yerleştirelim. Her birimizin ve hepimizin; konuşma ve kendimizi başkalarıyla karşılaştırma şeklini değiştirelim. Halklardan hükümetlere kadar topluluklar olarak beraber çalışalım, öyle ki bugünün mutlu bir yaşındaki bebekleri yarının kendinden emin değişim öncüleri olsunlar.Hadi bu işi bitirelim.

Yeni Site Duyurusu

oyunmerdiveni’in profil fotoğrafı

 

Yarışma , seminer,etkinlik  ve birlikte proje yaptığım tüm arkadaşlarımı  1 yıldır ince detaylarıyla  çocuk gelişimi – marka bütünleşmesini de sağlayarak fikrini attığım ve bu aşamada tüm destekleriyle yanımda olan EKER meydanın festivaline bekliyorum.

13247769_523151051204021_7019735698798850995_o

Festival 300 çocuğun katılacağı satranç,3 yaş grubunda başarılı olan çocuklarla 3 ayrı simultane gösterisi, zeka oyunları tanıtımı ve oyunları (strateji , kutu , kelime , mantık ve matematik ,resfebe örnekleri ve soruları , bilim atölyeleri , çocuk atölyelerinin birleştiği ilk festivaldir.

Oyun Merdiveni basamaklarına  zeka , bilim ve satrancı koyarak güzel bir etkinlik olacağını öngörüyorum.

Sorularınız ve önerilerinizi oyunmerdiveni@gmail.com adresinize gönderebilirsiniz.

  • Shredderchess