John Logan'ın Kırmızı Adlı Tiyatrosu Üzerine

Uzun zamandır merak ettiğim John Logan’ın Kırmızı Adlı Tiyatro oyununa bugün gittim.

untitled

İlk bölümde oyunu anlatıp , ikinci bölümde kendi yorumlarımı ileteceğim. En son bölümde de Ressam ve yapıtları hakkında bilgi vermeye çalışacağım.

Özetle oyunun konusu;

Mimari devler Philip Johnson ve Mies Van Der Rohe’nin tasarladığı, New York’un en görkemli yapılarından biri olan Seagram Binası’nın tepesindeki ünlü “Dört Mevsim” restaurantında sergilenmek üzere bir seri müral siparişi verilmiştir. Fakat bu resimleri yapması istenen kişi sıradan biri değil, modern sanat algısının temellerini sarsan deha Mark Rothko‘dur. Sanat anlayışı üzerine yaptığı yorumlar ve sıradışı renkleriyle kendi üslubunu tüm dünyaya kabul ettiren ressam Rothko, bu oyun ile çalışpma atölyesinde yarattığı “ yeni bir dünya”nın tablosunu göstermektedir. Bu sıradan bir manzara resmi olmanın ötesinde, kendi renklerini oluşturan bir trajedidir. (Trajedi oldukça bahsedilen bir tema)Sanatçının üretim aşamasında yaşadığı katmanları, hayatın içinden bir dille, son derece gerçek bir biçimde sahnede görmek mümkündür. Asistanı Ken ile ressamın olası yaşam algısı üzerine yaptığı tartışmalar, bir sanatçının yaşamın gölgesindeki iç dünyasını çırılçıplak gözler önüne sermektedir.

bbb

Oyundan bir bölüm :

– Sana birşey sorabilir miyim?
– Sormanı engelleyebilir miyim?
– Gerçekten de siyahtan korkuyor musun?
– Hayır, ben ışığın yok olmasından korkuyorum.
– Yani körlük gibi mi?
– Hayır ölmek gibi.

John Logan’ın yazdığı, Eray Eserol’un çevirdiği Kırmızı oyununu İskender Altın sahneye koydu. “Speer” gibi rollerin unutulmaz oyuncusu Nihat İleri (Rothko) ile Turan Günay (Ken)ın oynadığı Kırmızı’nın dekor ve kostümü Şirin Dağtekin Yenen’e, ışık tasarımı Enver Başar’e ait. Oyun’dan 10 dakika önce sona eren 30 dakikalık bir film de gösteriliyor. Filmi izleyebilen seyirci oyuna daha konu bakımından daha hakim olabiliyor.(şiddetle öneriyorum) Oyunu sadece oyuncuların yorumundan izlemekte mümkün, hatta ayrı bir lezzet. Zaten ressamın hayatına dayalı çok kapsamlı, alınması ihmal edilmemesi gereken bir broşür de hazırlanmış.(Fakat Bursa’da bize verilmedi)

Oyun, 2. Dünya Savaşı sonrası Amerika’da ürün veren sanatçılar ve yaptıkları eserler 20. Yüzyılın 2. Yarısını etkiler. İşte Kırmızı bu dönemin en önemli sanatçılarından Mark Rothko (Marcus Rothkowitz, 1903-1970)’nun atölyesinde asistanıyla geçen inişli çıkışlı iki yılının konu olarak alıyor.

Yeni Resim

Rothko’nun broşürde Eserol’un çevirisiyle yer alan “Sanat, Gerçeklik ve Algılanması” makalesi şu sözlerle bitiyor;

“Bizim kavranmasını istediğimiz, ressamın da filozof gibi ifade ederken kullandığı dilin, kendi bağlamında derinlikli olduğu, her sanat ürününde aranması gereken derinliğin de felsefesinde saklı olduğunun bilinmesidir”

Yukarıdaki satırların da fikir verebileceği gibi plastik sanatların konu edindiği oyun görme şansının az olduğu düşünüldüğünde “Kırmızı” meraklısı için daha da önem kazanıyor.

Kişisel olarak olumlu / olumsuz düşüncelerimi de eklemek istiyorum.

2 saat süren (Avrupa’da 1,5 saat olarak geçiyor) başarılı yapıtı sadece 2 oyuncunun paylaştığı düşünülürse işlerinin pek kolay olmadığını söyleyebiliriz. Her ikisi de müthiş oyunculuklarıyla sahneyi doldurdular.

Dekor çok başarılıydı . Ses sistemi iyiye yakındı.  Ancak en ama en başarılı olansa kesinlikle ışık kullanımıydı.  Oyunun içerisinde sık sık ışık ve renkler bahsediliyor.Tual üzerinde renklerin hareket ettiğinden de bahsediliyor ve bunun yine az ışık sayesinde olduğu belirtiliyor.  Enver Başar ışık tasarımı konusunda çok iyi bir iş çıkarmış.

İzledikten sonra renklerin anlamlarını tekrar tekrar düşünüyor , evdeki beyaz ışığın eşyalar üzerindeki  pasif etkisini düşünüyorsunuz.

Beyazın ürkütücü olması düşüncesi sizi de düşündürüyor. Kırmızının birçok rengini düşünüyorsunuz. Tan rengi kırmızısı , ruj kırmızısı , şarap kırmızısı …Siyahın anlamını düşünmek zorunda kalıyorsunuz.

Rothko şöyle diyor: “Bir gün siyah kırmızıyı yutacak.”

Oyun içinde gök gürültüsü , kuş sesleri belirli oranda arka fonda oyuna iyi eşlik ediyor. Fakat oyunun birçok bölümünde müziğin bittiği anlarda devam eden plak sesi oldukça seyirciyi rahatsız ediyor (ki bence oyuncular da rahatsız oluyorlar) . Özelleikle dramatikleşen sessiz anlarda arka fonlardaki sesler , sessizlik içindeki düşük vurguları bastırıyor.

Son olarak Mark Rothko’nun kim olduğunun , eserlerinin özelliklerinden bahsedip yazımızı sonlandıralım.

1903 Rusya’da doğmuş , 10 yaşında Amerika’ya taşınmış 66 yaşında ölmüştür.

Photo_of_Mark_Rothko_by_James_Scott_in_1959

Mark Rothko

rothko

Kendi portresini çizerek zoru başarmış. Tiyatrodan önce  bu resmin detayı anlatılıyor.

red-on-maroon-mural

Red on Maroon Mural

Diğer eserlerini kendi web sayfasından bulabilirsiniz.(http://www.markrothko.org/)

Oyun 2010 Drama League Ödülleri‘nde Öne Çıkan Oyun Prodüksiyonu Ödülü kazandı

Tony Ödülleri‘nde ise yedi dalda aday gösterilen oyun altı ödül kazandı.

  • En İyi Oyun
  • Oyun Dalında En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu – Eddie Redmayne
  • Oyun Dalında En İyi Yönetmen – Michael Grandage
  • Oyun Dalında En İyi Sahne Tasarımı – Christopher Oram
  • Oyun Dalında En İyi Işık Tasarımı – Neil Austin
  • Oyun Dalında En İyi Ses Tasarımı – Adam Cork

http://www.tonyawards.com/p/tonys_search

Aynı zamanda da 2011-2012 Sanat  Kurumu Ödülleri

En iyi erkek Oyuncu : Nihat İleri

En İyi Çeviri : Eray Eserol

Xii.Direklerarası Seyirci Ödülü

En İyi Yardımcı  Erkek Oyuncu :  Turan Günay  ödüllerini almışlardır.

İyi seyirler ,

Share
Etiket(ler): , , , , , , , .Yer işareti koy Kalıcı Bağlantı.

John Logan'ın Kırmızı Adlı Tiyatrosu Üzerine için 3 cevap

  1. sdteser diyorki:

    Reblogged this on Sedat Eser and commented:
    Güzel bir tiyatroyu kim önermez ki?

  2. Geri izleme:John Logan’ın Kırmızı Adlı Tiyatrosu Üzerine | Sedat Eser

  3. aylık seo diyorki:

    Güzel paylaşımlarda bulunuyorsunuz tebrikler

Yorumunuzu bizimle paylaşınız...

  • Shredderchess