Bağımlı olmak zorunda mıyız?

Yazı daha çok günümüzde bırakamadığımız çikolata , huy  ve diğer kötü sandığımız  alışkanlıklardan çok çocuklarımızı uzak tutmak durumunda kaldığımız sigara ve kısmen uyuşturucu ile ilgili olacak. 1991-92 yıllarında Türkçe dersimizde istenen ödeve karşılık ilk defa bir kompozisyon yazacaktım . İlk kompozisyon başlığım araştırmaya yönelik birşey olmalıydı. Ben sigara maddesini ve zararlarını seçmiştim. 4000’den fazla kimyasal içerdiğini ve onlarca hastalığa neden olduğunu yazmış , yetişkin yaşlarıma kadar insanların sağlığını bozma çabasını bir kenara bırakıp , insanların yararını görmediği bir gereksiz alışkanlık için , zor şartlara ve çevrelerine verdiği olumsuz etkiye rağmen   paralarını çöpe atmasının sebebini anlayamamıştım ve hala da anlayamıyorum.Türkiye ve Dünya’da ki  durumu Türkiye Psikiyatri Derneği özetlemiş.Ayrıca Yeşilay ‘ın sitesinde özetçe basit bir dille anlatılmış. 5 farklı sınıfta bağımlılığı incelemişler.

Bağımlı olmayı bilimsel yollarla anlatmak yerine çocukluğumdan beri çözemediğim durumu biraz da olsun kendime anlatmaya çalışacağım.

Bilimsel açıdan kaynaklarıyla beraber bilimsel tarafını ortaya koyan bir makaleden alıntılar yapacağım.Öncesinde bağımlılığın bilimsel tarafının ne olduğunu diğer kaynaklardan okumanızda fayda var.

Ben de açıkbilim de yazar olmak için bir dönem yazı hazırlamış , açıkbilim kurucularıyla görüşmüş ve o dönem vakit ayıramadığım için askıya almıştım. Keşke açıkbilim gibi yürekli bilimseverler daha çok olsa. Detay bilgi isteyip , bilime doymak isteyenlerin göz atmasında fayda var.

Bağımlılık, Dünya Sağlık Örgütü’nün tanımını biraz değiştirerek kullanacak olursak, periyodik ve kronik olarak herhangi bir maddenin kötüye kullanılması ya da bir davranışın gerçekleştirilmesi, bu durumun gönüllü olarak önüne geçilmesinde sıkıntı yaşanması ve fırsat buldukça yerine getirilmesidir. Kötüye kullanılan maddeler genelde ilaçlar (sakinleştiriciler), uyuşturucular (eroin, kokain), uçucular (tiner, sıvı yapıştırıcılar) olarak sayılabilir. Gerçekleştirilen davranışlara ise kumar oynamak, yemek yemek, alışveriş yapmak, cinsellik, televizyon izlemek, internete bağlı olmak ve akıllı telefonlarla zaman geçirmek örnek verilebilir.

Bağımlılığın nasıl oluştuğuna bakalım, ama önce beyindeki ödül sisteminin nasıl çalıştığını anlayalım.

Ödül Sistemi

James Olds fotoğraf

James Olds

Peter Milner fotoğraf

Peter Milner

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Ödül sistemi yaşamamız ve öğrenmemiz için gerekli olan bir mekanizmadır.  1953’te James Olds ve Peter Milner fare beynine elektrot yerleştirerek fareyi bir kafese koydular. Fare kafesin belirli bir bölgesine her gittiğinde elektrot aracılığı ile bir uyarı verdiler. Fare zamanla kafesin o bölgesine daha çok gitmeye başladı, hatta bir süre sonra o bölgeden hiç ayrılmadı. Bunun üzerine Olds ve Milner deney düzeneğini değiştirdiler ve elektrotu bir pedala bağlayarak fareyi pedalın bulunduğu başka bir kafese aldılar .

Deney düzeni şeması

Fare kafeste dolaşırken rastgele pedala bastı ve beklendiği gibi pedala basma sıklığını giderek arttırdı. Öyle ki önüne yiyecek konulsa da yemek yemek yerine yorgunluktan halsiz düşene kadar pedala basmayı sürdürdü. Bu deneyler sonucunda elektrotun beyinde yerleştirildiği yerin yapılan davranışın yinelenmesini kolaylaştırdığı ortaya çıktı, işte bu bölge beynin ödül sistemidir.

 

 

Sosyal olarak bu durumun oldukça farkındayız , gerekli sosyal çıkışımız da var ama neden yeterli değil ?

Sosyal deney olarak yapılan deney sayısı daha da arttırmalıdır. Örnek olarak ilgili videoyuyu izleyin,siz ne yapardınız?

 

Neden hepimiz bağımlı olmuyoruz?

Kişilerin bağımlı olma potansiyeli birbirinden farklıdır. Bu potansiyeli ne belirler? Şimdi bu soruya cevap arayalım.

Bağımlılık-fiziksel zarar grafiği

Maddenin Özellikleri: Kötüye kullanılan maddelerin bağımlılık yapma potansiyelleri birbirinden farklıdır. Bu farklılık maddelerin moleküler yapısından kaynaklanır. Görsel 7’de görülebileceği gibi bağımlılık yapma potansiyeli en yüksek olan maddeler eroin, kokain ve tütündür. Grafikte oldukça önemli olduğunu düşündüğüm bir yere ilgiyi çekmek istiyorum. Grafikte bağımlılık potansiyelinin en düşük olduğu maddeye bakalım. Anabolik steroidleri burada görüyoruz. Bu maddelerin potansiyeli düşük de olsa sıfır değildir ve özellikle vücut geliştiriciler tarafından kullanılmaktadırlar. Bunlar kas kütlesinin arttıran bir hormon olan testosteronun öncül formlarıdır. Birazdan bahsedeceğimiz gibi egzersiz yapmak da bir noktadan itibaren psikolojik bir bağımlılık oluşturabilir. Bu ikisinin bir arada olması vücut geliştirmenin bir seviyeden sonra saplantı hâline gelmesini açıklayabilir.

Diğer maddeleri okumak isterseniz makaleyi okuyabilirsiniz.

 

Fiziksel bağımlılık anlaşılması daha kolay ve mekanizmaları daha açık olduğundan verilerin fazla olduğu bir bağımlılık çeşididir. Bunun yanında psikolojik bağımlılık adı verilen ikinci bir bağımlılık kategorisi bulunur. Psikolojik bağımlılık daha çok duygusal ve motivasyonal yoksunluk nedeni ile ortaya çıkar ve genelde doğal ödüller adını verdiğimiz ödüllere karşı ortaya çıkar. Doğal ödüllere örnek olarak yemek yemek, cinsellik ve fiziksel egzersiz verilebilir. Bunlar da tıpkı uyuşturucu maddeler gibi bağımlılık yapabilir. Bunların yanında alışveriş yapmak, kumar oynamak, internet, çalışma hayatı ve kendine zarar verme de bağımlılık hâline gelebilir.

 

 

 

Share
Etiket(ler): , , , .Yer işareti koy Kalıcı Bağlantı.

Yorumunuzu bizimle paylaşınız...

  • Shredderchess