TED Series _ Meaghan Ramsey _ Am I ugly ? (Çirkin miyim?)

Bu benim yeğenim, Stella. Bir yaşına yeni girdi ve yürümeye başladı. Bir yaşındakilerin yaptığı gibi harika bir şekilde yürüyor, biraz sendeliyor, “bedenim ayaklarım için fazla hızlı hareket ediyor” tarzı. Kesinlikle harika. Şu an en sevdiği şeylerden biri aynada kendine bakmak Yansımasını kesinlikle seviyor. Kıkırdıyor, ciyaklıyor ve kendine şu büyük, ıslak öpücüklerden veriyor. Bu harika. Anlaşılan tüm arkadaşları bunu yapıyor ve annem benim de yaptığımı söyledi ve bu bana şunu düşündürdü: Bunu yapmayı ne zaman bıraktım? Görünüşümüzü sevmek ne zaman birdenbire yanlış oldu? Çünkü belli ki yapmıyoruz.

Her ay on bin kişi Google’da “Ben çirkin miyim” diye aratıyor. Bu Faye. 13 yaşında ve Denver’da yaşıyor.Her ergen gibi beğenilmek ve kabul edilmek istiyor. Pazar gecesi. Okul haftasına hazırlanıyor. Ve hafifçe ürküyor, biraz kafası karışık çünkü annesi ona sürekli güzel olduğunu söylemesine rağmen, okulda her gün, biri ona çirkin olduğunu söylüyor. Annesinin ve okuldaki arkadaşlarının veya akranlarının söylediklerinin farklılığından dolayı, kime inanacağını bilmiyor. Bu yüzden, kendisinin bir videosunu çekiyor. Youtube’a gönderiyor ve insanlara bir yorum yazmalarını rica ediyor: “Ben tatlı mıyım yoksa çirkin mi?” Şimdiye kadar Faye 13,000 yorum aldı. Bazıları çok iğrenç, düşünmeye layık değil. Bu ortalama, sağlıklı görünen ergen bir kız ve hayatındaki duygusal olarak en hassas zamanındaki bu geri bildirimi alıyor. Binlerce insan bunun gibi videolar yolluyor, çoğunlukla ergen kızlar bu yönteme başvuruyor. Fakat onları bunu yapmaya iten ne?

Bugünün ergenleri nadiren yalnız. Her zaman çevrimiçi ve uygun olma baskısı altındalar konuşma, mesajlaşma, beğenme, yorum yapma, paylaşma, gönderme — asla bitmez. Daha önce hiç bu kadar bağlı,sürekli, anlık, genç olmamıştık. Ve bir annenin bana söylediği gibi, yatak odalarında her gece bir parti var gibi. Basitçe, gizlilik yok. Ve buna eşlik eden sosyal baskılar acımasız. Bu sürekli açık çevre, çocuklarımızı aldıkları beğeni sayısıyla ve yorum türleriyle kendilerine değer vermeye itiyor. Çevrimiçi ve çevrimdışı yaşam arasında bir fark kalmadı. Neyin gerçek olup neyin olmadığını söylemek gerçekten zor. Ve ayrıca neyin gerçek ve neyin dijital olarak oynanmış olduğunu söylemek de gerçekten zor. Birinin yaşamındaki özel bir ana karşı gündelik yaşamdaki normal nedir?

Ve ilham için nereye bakarlar? Bugün haber kaynaklarını kaplayan kız resimlerinin türlerini görebilirsiniz.Sıfır beden modeller hala podyumlara egemen. Makyaj bugün sıradan. Ve modalar #kalçaboşluğu, #incebel, #bikiniköprüsü ve #proana. Bilmeyenler için, #proana anoreksiya yanlısı anlamındadır. Bu modalar günümüz popüler kültüründeki kadınların klişeleştirmesi ve pervasızca nesneleştirilmesi ile oluşturulmuştur. Kızların kendilerini ne ile kıyasladıklarını görmek çok zor değil. Ancak erkekler de bu durumdan etkilenmiyor değil. Süper kahraman rolündeki spor yıldızlarının ve de zampara müzik yıldızlarının muntazam yüz hatlarına ve baklava kaslarına imreniyorlar.

Peki tüm bunlardaki problem nedir? Elbette çocuklarımızın sağlıklı büyümesini, iyi yetişmiş bireyler olmasını istiyoruz. Ancak şekil takıntılı kültürde, çocuklarımızı kişiliklerindeki diğer niteliklere rağmen,görünüşlerine daha fazla kafa yormaları ve zaman harcamaları için yetiştiriyoruz Bu yüzden, ilişkilerinde, fiziksel gelişimlerinde ve eğitimlerinde sorunlar ortaya çıkıyor. Her 10 kızdan altısı hiçbir şey yapmamayı tercih ediyor, çünkü yeterince güzel olmadıklarını düşünüyorlar. Bunlar önemsiz aktiviteler de değiller.Bunlar, insani gelişimlerine yardımcı olacak, topluma ve iş gücüne yararlı bireyler olmalarını sağlayacak temel aktiviteler. Yüzde 31 oranında, neredeyse her üç gençten birisi sınıftaki münazaralardan geri çekiliyor. Bu tartışmalarda başarısız oluyorlar, çünkü görünümleri üzerine dikkat çekmek istemiyorlar.Beşte biri bu konuda iyi hissetmedikleri günlerde hiç sınıfa uğramıyorlar bile. Sınav zamanı geldiğinde iseeğer yeterince iyi göründüğünü düşünmüyorsan, özellikle yeterince zayıf olduğunu düşünmüyorsan,sınavda bu konuda endişesi olmayan arkadaşlarının ortalamasından daha düşük not alırsın. Bu çıkarım, aslında kaç kilo olduğunuzdan bağımsız olarak Finlandiya, Amerika ve Çin’de tutarlılık gösteriyor. Açıkça belirtmek gerekirse, burada konuştuğumuz şey nasıl göründüğünüzü düşündüğünüz, aslında nasıl göründüğünüz değil. Düşük beden özgüveni, akademik başarıyı da düşürüyor.

Bir yandan da sağlığa zarar veriyor. Beden özgüveni düşük olan gençler, daha az fiziksel aktivite yapıyorlar ve daha az sebze, meyve yiyorlar. Yemek yeme problemlerine neden olabilecek sağlıksız kilo kontrol yöntemlerine daha çok başvuruyorlar. Özsaygıları da düşük. Etrafındaki insanlardan kolayca etkileniyorlar ve depresyona daha çok yatkınlar. Bütün bu sebeplerden dolayı; alkol ve uyuşturucu kullanımı, sıkı rejim, estetik ameliyat, korunmasız erken seks ve kendine zarar verme gibi aktivitelerle daha çok risk almaya yatkın olduklarını düşünüyoruz. Mükemmel vücuda sahip olma arzusu, sağlık hizmetlerimiz üzerinde baskıya neden oluyor ve her yıl ülkelerimizin milyarlarca dolar harcamasına neden oluyor.

Bu sorundan bir türlü kurtulamıyoruz. Gerçekte olup olmadığını umursamadan fazla kilolu olduğunu düşünen kadınlar daha yüksek işe devamsızlık oranlarına sahipler. Kadınların yüzde 17’si dış görünüşleri hakkında kendilerine güvenmedikleri günlerde iş mülakatlarına katılmıyorlar.

Bir an için bu davranışın bizim ekonomimize ne yaptığını düşünün. Eğer üstesinden gelebilseydik nasıl bir fırsat elde edecektik. Bu potansiyelin açığa çıkartılması her birimizi ilgilendiriyor.

Ama bunu nasıl yapabiliriz? Şöyle ki, konuşmak, kendi başına, sizi sadece bir yere kadar götürür. Sadece konuşmak yeterli değildir. Eğer gerçekten bir fark yaratmak istiyorsanız, bir şeyler yapmalısınız. Ve biz burada üç kilit yol olduğunu gördük: İlk olarak beden özgüveni için eğitim vermeliyiz. Gençlerimizin dış görünüşle ilgili baskıların üstesinden gelmeleri ve öz-saygılarını geliştirmeleri için stratejiler geliştirmeliyiz.Şimdi, iyi haber ise dışarıda bunu yapabilen bir sürü program var. Kötü haber ise bunlardan çoğu bir işe yaramıyor. Aslında birçok iyi niyetli programın farkında olmadan durumu daha beter hale getirdiklerini öğrendiğimde şok oldum. Bu yüzden çocuklarımızın alacağı bu eğitimlerin sadece olumlu etki göstermekle kalmayıp aynı zamanda kalıcı bir etkiye sahip olduğundan da emin olmalıyız.

Araştırma gösteriyor ki en iyi eğitim programları şu altı kilit noktaya değiniyor: İlki ailenin, arkadaşların ve ilişkilerin etkisi. İkincisi medya ve ünlüler kültürü, sataşmanın ve alay edilmenin nasıl üstesinden gelineceği, görünüşe göre nasıl yarıştığımız ve karşılaştırma yaptığımız, dış görünüş hakkında konuşmamız – bazıları buna vücut konuşması veya şişko konuşması diyor – ve son olarak kendine bakmave saygı duyma temelleri. Bu altı madde; beden özgüveni hakkında işe yarayan eğitim vermek isteyen herkes için çok önemli. Eğitim şart, ama bu problemle mücadele etmek her birimizin ve herkesin güçlenmesini ve hayatımızdaki kadınlar ve genç kızlar için daha iyi rol modeller olmamızı gerektiriyor.Kendi çevremizde, kadınların nasıl göründüğü ve haklarında nasıl konuşulduğunun mevcut durumuyla mücadele ederek.

Politikacılarımızın katkısını saçlarına veya göğüs ölçülerine göre yargılamamız veya olimpik sporcunun kararlılığını veya başarısının nedeninin o sporcunun seyirci olmamasına bağlı olduğunu çıkarmamız doğru değil. İnsanları nasıl göründüklerine göre değil ne yaptıklarına göre değerlendirmeye başlamalıyız.

Sosyal ağlarımızda yayınladığımız resimlerin ve yorumların sorumluluğunu alarak başlayabiliriz. İnsanların dış görünüşlerine göre değil çabalarına ve davranışlarına göre iltifat edebiliriz.

Size şunu sormama izin verin, en son ne zaman aynayı öptünüz? Son olarak, kendi kültürümüzü gerçekten değiştirmek adına topluluklar, hükümetler ve işletmeler olarak beraber çalışmalıyız, öyle ki çocuklarımız kendilerine değer vererek, kişiliklere, farklılığa ve birleştiriciliğe değer vererek büyüsünler.Gerçekten fark yaratan insanları, hayatta gerçekten fark yaratanları baş tacı etmeliyiz. Onlara yayın zamanı vermeliyiz ancak o zaman farklı bir dünya yaratırız. Çocuklarımızın kendilerinin en iyi versiyonu olabildikleri, dış görünüş kaygısının, gerçekten oldukları gibi olmalarını veya hayatta istediklerini başarmalarını engellemediği bir dünya.

Bunun sizin hayatınızdaki biri için ne anlama gelebileceğini düşünün. Aklınızda kim var? Karınız mı? Kız kardeşiniz mi? Kız çocuğunuz mu? Yeğeniniz mi? Arkadaşınız mı? Bugün sizden sadece bir kaç koltuk uzaklıktaki bayan da olabilir. Daha uzun bacaklı,daha ince butlu, daha küçük mideli, daha küçük ayaklı olmasını söyleyerek ona kusur bulan içsel eleştiri sesinden kurtulması onun için ne ifade ederdi? Bunun üstesinden gelseydik ve onun potansiyelini açığa çıkartsaydık bu onun için ne ifade ederdi?

Şu anda, kültürümüzün şekille ilgili takıntısı hepimizi engelliyor. Buna rağmen gelin çocuklarımıza doğruyu gösterelim. Onlara nasıl göründüklerinin kimliklerinin sadece bir parçası olduğunu, ve onları; oldukları kişi oldukları için yaptıkları şeyler için ve bize nasıl hissettirdikleri için sevdiğimiz gerçeğini gösterelim. Gelin okul müfredatlarımıza öz-saygıyı yerleştirelim. Her birimizin ve hepimizin; konuşma ve kendimizi başkalarıyla karşılaştırma şeklini değiştirelim. Halklardan hükümetlere kadar topluluklar olarak beraber çalışalım, öyle ki bugünün mutlu bir yaşındaki bebekleri yarının kendinden emin değişim öncüleri olsunlar.Hadi bu işi bitirelim.

Share

Yeni Site Duyurusu

 

Yarışma , seminer,etkinlik  ve birlikte proje yaptığım tüm arkadaşlarımı  1 yıldır ince detaylarıyla  çocuk gelişimi – marka bütünleşmesini de sağlayarak fikrini attığım ve bu aşamada tüm destekleriyle yanımda olan EKER meydanın festivaline bekliyorum.

13247769_523151051204021_7019735698798850995_o

Festival 300 çocuğun katılacağı satranç,3 yaş grubunda başarılı olan çocuklarla 3 ayrı simultane gösterisi, zeka oyunları tanıtımı ve oyunları (strateji , kutu , kelime , mantık ve matematik ,resfebe örnekleri ve soruları , bilim atölyeleri , çocuk atölyelerinin birleştiği ilk festivaldir.

Oyun Merdiveni basamaklarına  zeka , bilim ve satrancı koyarak güzel bir etkinlik olacağını öngörüyorum.

Sorularınız ve önerilerinizi oyunmerdiveni@gmail.com adresinize gönderebilirsiniz.

Share

Yeni Resfebe Kahramanları_2016_12

Alper Türedi sorularına 12 de 10 – 11 cevap verenler oldu , fakat 12 de 12 çıkmadı.

Alper Türedi’nin yeni ilginç ve deyim resfebeleri de var.

Bu serideki 6 soruyu da ekleyerek , resfebe severlerin kazanma olasılıklarını da arttıralım.

Yarışmanın devam ettiğini iletelim. Sonrasında alternatif cevapları da değerlendirerek kazananı açıklayacağım.(Güncelleme : 4 kitap kazanan Hanife Kaçmaz’ı tebrik ediyorum.Bugün tarafınıza gönderilmiştir.)

Alper Türedi resfebeleri ve diğer kahramanların sayfasına buradan bakabilirsiniz.

resfebeler11

 

Diğer 12 adet soru :

resfebeler10resfebeler9

 

 

Share

Yeni Resfebe Kahramanları_2016_11

Hanife Kaçmaz resfebelerine hızla devam ediyoruz. Basit sorularla ısındırmaya çalışıyor , zor sorular diğer serilerde gelecektir.

Önceki sorularını , diğer kahramanların resfebelerine buradan ulaşabilirsiniz.

 

Share

Yeni Resfebe Kahramanları_2016_10

Alper Türedi sorularının 7.serisi ile 8.serisinin sorularını 12 de 12 yapan ilk kişiye 1 kitap hediye edeceğim.

İlk 6 serisini burada  , 7.seriyi de aşağıda bulabilirsiniz.

Cevaplarını öğrenmek isteyenler oyunmerdiveni@gmail.com adresine yazabileceği gibi facebook sayfasında diğer katılımcılar ve soru üreticisi Alper Türedi  ile de yazışabilir.

7.seri Alper Türedi soruları : 

resfebeler9

8.seri Alper Türedi soruları : 

resfebeler10

Share

Yeni Resfebe Kahramanları_2016_9

 

Alper Türedi sorularının 7.serisi ile 8.serisinin sorularını 12 de 12 yapan ilk kişiye 1 kitap hediye edeceğim.

8.seriyi  , aşağıdaki 7.serinin yayınlanmasında sonra ileteceğim.

İlk 5 serisini burada bulabilirsiniz.

Cevaplarını öğrenmek isteyenler oyunmerdiveni@gmail.com adresine yazabileceği gibi facebook sayfasında diğer katılımcılar ve soru üreticisi Alper Türedi  ile de yazışabilir.

7.seri Alper Türedi soruları : 

resfebeler9

 

Share

Resfebe Kahramanları İsim Listesi

Resfebe Kahramanlarımız :

  1. Ali Kılıç : Öğretmen , Zeugma serisi
  2. Ayşe Varol : Ana Okulu Öğretmeni , Belçika , Resfebe_1 serisi
  3. Eylül Eser : Lise Öğrencisi , Resfebe_1 Serisi
  4. Tümay Bekçi : Doktor , Resfebe_1 Serisi
  5. M.Alper Türedi :  Öğretmen , Yarışma Soruları Resfebe_1 Serisi Resfebe_2 Serisi , Resfebe_3 Serisi Resfebe_4 Serisi ,  Resfebe_5 Serisi  , Resfebe_6 Serisi , Resfebe_7 ve 8 , Resfebe_9 Serisi ,  Resfebe_10 Serisi , Resfebe_11 Serisi 
  6. Hanife Kaçmaz : Hemşire ve Anne , Resfebe_1 Serisi , Resfebe_2 Serisi

 

Ortaokulda tanışmış olduğum , yazın okul harçlığını çıkartırken çalışma monotonluğuna alışan  abi ve ablalarımı zinde tutmak için sorular üretmeye başlayınca zeka oyunlarına merakım giderek artmıştı. Lise ve üniversite yıllarında da yarışmalar ve birkaç dergide soru hazırlama girişimlerim 2008-2014 arası Türk Zeka Vakfı Oyun dergisinde devam etti.

Şimdi ise öğrencisinden akademisyenine , ev hanımından çalışanına kadar birçok kişi  sorularını gönderiyor , yarışma soruları hazırlıyor . Bilgi yarışması yaptığımız okullar , ortak etinlik düzenlediğimiz arkadaşlar da oldu. Şimdi eski günlerimi düşünerek arkadaşlarımızın heyecanını anlayabiliyor , sosyal faydamızdan dolayı da mutlu oluyorum.

Hem bu çalışmaları derlemek hem de diğer takipçilerin de yararlanması açısından kahramanlarımızı isimleriyle listeleyeceğim. Bu sayede emeklerini sergilemiş olacağız.

Siz de bu kervana katılmak isterseniz , (örnekteki format olması daha uygun) oyunmerdiveni@gmail.com adresine gönderiniz , beraber gözden geçirip yayınlayalım.

 

Bana ait bazı resfebeleri resfebe kategorisi içerisinde veya anasayfadaki resfebe adı altında bulabilirsiniz.

 

Yakında resfebe nedir , nasıl çözülür sorularını bilimselliği de ekleyerek örneklerle anlatmaya çalışacağım.

 

 

 

 

Share

Yeni Resfebe Kahramanları_2016_8

Yeni bir resfebe kahramınımızı da sizinle tanıştırayım:

**** Hanife Kaçmaz ****

Resfebelere ve zeka oyunlarına ilgi duyan , çocukları büyürken çocuklarına da bu yaklaşımını aşılayan güzel resfebe örnekleri olan bir anne.

Alttaki resfebelerden de gördüğünüz üzere , resfebelerinin devamının geleceği açıktır.

Hanife Kaçmaz’ın da yeni güzel sorularını bekliyoruz.

Share

Yeni Resfebe Kahramanları_2016_7

Alper Türedi soruları oldukça sevildi , blogda da oldukça ilgi gördü.

Yeni yaklaşımların da olması hoş.

İlk Seri  , yarışma soruları ,   ikinci seri , üçüncü seri  , dördüncü seri  , beşinci seri Alper’in sorularına göz atabilirsiniz.

Cevaplarını öğrenmek isteyenler oyunmerdiveni@gmail.com adresine yazabileceği gibi facebook sayfasında diğer katılımcılar ve soru üreticisi Alper ile de yazışabilir.

Yakında yarışmalarımıza başlayacağız , takip ediniz.

Eğlenceli resfebeler :

Altı soruyu da cevap verenlere , ileriki günlerde sürprizim olacak.

resfebeler8 (1)

Share

Eğitim Sistemi _ YGS 2016 – PISA Değerlendirmesi

Mustafa Kemal Atatürk Cumhuriyeti kurduktan sonra yöneldiği alanlardan biri eğitim olmuştur. Eğitimin önemini de “Dünyada her şey için, uygarlık için, yaşam için, başarı için en hakiki mürşit ilimdir, fendir. İlim ve fen haricinde mürşit aramak gaflettir, cehalettir, delalettir.” sözleriyle özetlemiştir.

Blogu takip edenler eğitim ile ilgili merakımı ve bu alandaki çabalarımı bilirler. YGS 2016 sınavları bitti. Son yılların analizlerini çıkartmaya başlamıştım ki ÖSYM zaten bir çalışma yapmış. (Geçen sene de yapılmıştı) Fakat ben bu çalışmayı PISA testi ile birleştirip , bir tablo halinde sunmaya ,iki alanı birleştirerek 15-18 yaş arası gençliğimizin eğitim kalitesini sizlere yansıtmaya çalışacağım.

Biliyorsunuz ki PISA Açılımı “Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı” olan PISA, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) tarafından üçer yıllık dönemler hâlinde, 15 yaş grubundaki öğrencilerin kazanmış oldukları bilgi ve becerileri değerlendiren bir araştırma projesidir.PISA hakkında geniş bilgiyi daha önceki yazılarımda ayrıntılı anlatmıştım.

YGS ‘ye girenlerin 18 yaş ortalamasında olup , PISA testi 15 yaş ile 18 yaş karşılaştırması yapabileceğiz. Bu konuda uzman gözüyle değil , satranç ve zeka oyunu eğitmenliği ve eğitimle iç içe olan ve araştıran  biri olarak gözlemlerimi aktaracağım.

15 yaşındaki çocuklarımızın girdiği PISA ‘nın temel amacı, gençlerimizi daha iyi tanımak; onların öğrenme isteklerini, derslerdeki performanslarını ve öğrenme ortamları ile ilgili tercihlerini daha açık bir biçimde ortaya koymaktır.YGS’nin mantığı da kısmen benzer fakat daha çok lisede öğrendiklerimizi tartan , değerlendiren bir yapısı var. Birazdan her ikisinin sonuçlarının olumsuz olacağını göreceğiz. Maalesef ki hem öğrenme isteklerimiz, derslerdeki performanslarımız ve öğrenme ortamlarımız (PISA)  standartların altında , hem de  derslerdeki öğrendiklerimiz ve okullar arasındaki eğitim sistemimizin dengesi standartların altında.

PISA 2012 uygulamasının sonuçları, OECD sekreterliği tarafından Aralık 2013’te açıklanmıştır ve http//www.pisa.oecd.org adresinden yayınlanmıştır. Ayrıca ülkemize ait sonuçlara ilişkin Ulusal Ön Rapor’a da “Raporlar” sekmesinden ulaşabilirsiniz. (Kaynak , Diğer kaynak )

PISA testi örneklerini İngilizce olarak  burada  bulabilirsiniz.Problem çözme , matematik soruları , bilgisayar tabanlı sorular , okuma ilgili sorulara linkleriyle birlikte yazının sonunda bulacaksınız.

2016 YGS sonuçlarından yola çıkalım :

ort

Öncelikle ilk tespitimi yapayım. 2 milyon 84 bin adayın 913 bini son sınfta okuyan öğrencilerimiz olduğunun altını çizeyim. Yani yarısından fazla şansını bir daha deneyen veya bölüm değiştirmek isteyen kişiler. Bu sonuç bile eğitim sistemimiz ve PISA’da ki amaç olan  öğrenme merakımızı ve tercihlerimizi ortaya koyuyor.

ANA DiLİMİZDE NE KADAR BAŞARILIYIZ ?

Her ne kadar Türkçe dersi kendi içinde tartışılsa da YGS sonuçlarına göre okuduğumuzu anlamak ve kendimizi ifade etmekte bile %50 performansın altındayız.

Ana dilimiz Türkçe’den başlayalım. Oktay Sinanoğlu’nun çabaladığı , Dünya dili rüyasıyla yaşadığımız ana dilimiz.

Verilere bir bakalım.Altta gördüğünüz üzere 3 yılın da benzer duruma sahip olması ,  ileişimin ve bilgi kaynaklarının hızla artmasına rağmen yerinde saymamız düşündürücü.

2016ygsistatistik2

Peki 15 yaşındaki öğrencilerimizin kendi dilimizdeki anlama becerimizdeki dünya standartında başarısı neydi?

PISA’da  farkımız daha da açılıp , gelişmekte olan ülkeler olduğumuzu gösteren,bilgi toplumundan uzak olan bir ülke olduğumuzu gösteren bir tablo  ile karşılaşıyoruz.

Altta 3  ana PISA (Okuma becerisi , Fen Bilimleri ve Matematik) tablosu göstereceğim. Öncelikle düzeyler hakkında bilgi verip , grafiği nasıl okumanız gerektiğini anlatayım.

PISA’da matematik alanında soruların zorluk derecesine göre, “1. Düzey Altı – Düzey 6” arasında 7 yeterlik düzeyi belirlenmiştir. En basit sorulara dahi cevap veremeyen öğrenciler 1. düzey altı grubunda sınıflandırılırken, en karmaşık ve zor olan soruları yapabilen öğrenciler 6. düzeydedirler.

ddMATEMATİK ve FEN BiLİMLERİ REZALET ÖTESİ

Fen Bilimlerinde 750.000 öğrenci bir tek soru bile yapamamış. Bunların da 33.000 bini sıfır puan çekmiş. (2015 te ise daha felaket , 42.551 öğrenci idi) . En fazla 3 doğru FEN sorusu cevaplayan 500.000 öğrenciyi de eklerseniz yarısına ulaşıyorsunuz.

2016ygsistatistik5

Grafiği görünce eminim %90 nınız bu ortalamaları tahmin edemezdiniz.Türkiye’deki (ÖSYM )bilgiye dayalı sorulardan yola çıkarak sorgulanan tabloda en fazla 3 doğru FEN sorusu cevaplayan 500.000 öğrenci var.

Anlatmak için basit bir örnek yapayım : Sınıfınızda 30 öğrenci var , 16 tanesi sadece 3 ve altı doğru cevap verebiliyor. (Fen Bilimlerinde 912 bin aday 40 sorudan 5,7 nete ulaşmış.)

Peki dünyadaki durumumuz nasıl ?

Orada işler daha da kötü. Kendi içindeki başarının kötü sonuçlarına bakarak dünya genelinde başarılı olmamız beklenmezdi. Aşağıdaki tabloda da 15 yaşındaki gençlerimizin üniversite yaşamlarına hazırlık olarak geçirecekleri dönem olan lise öncesi bu açığı kapatması gerekirken , yukarıdaki tabloda gördüğümüz üzere daha da geriye gidiyoruz.

sc

Bu sonuçlar, Türkiye’de 15 yaş grubu öğrencilerin çoğunluğunun fen alanında sahip olduğu bilgi ve becerilerin, en temel yeterlik seviyesinde olduğunu, bu yaş grubu öğrencilerimizin yüzdesel olarak hiç birinin 6. düzeyde yer alamadığını, sadece %1,8’inin 5. düzeyde yeterliğe sahip olduğunu göstermektedir. Bu sonuçlar da açıkça, bilimsel düşünce ve bilimsel düşünce için gerekli bilgi ve becerileri öğrencilerimize kazandıramadığımıza işaret etmektedir.

Fen Bilimlerinde duyarsız kalıyoruz. Çünkü toplum olarak gözlerimiz ve kulaklarımız bu konuya kapalı. Görmezlikten geliyoruz. Eleştirmeyip , üstelik bu sistemin başındakileri seçmeye devam ediyoruz. Sadece son yıllara değil , daha önceki yıllara da bakınız. Bilgi toplumu olmak istiyorsanız , ekonomik olarak gelişmek istiyorsanız önceliğiniz bu eğitim, başka yolu yok. O nedenle bizler gibi eğitimle ilgilenen kişiler özenle bu tür yazılar hazırlıyorlar.

Çok uzağa gitmemize gerek yok. 1923 ‘te Atatürk ” Bu millet ve memleket ilme, irfana çok muhtaç; tahsil yapmış, diploma almış gelmiş olanları korumak kadar doğal ve lüzumlu bir şey olmaktan başka, parti parti eğitim ve öğretim görmek için ilim ve fen almak için Avrupa’ya, Amerika’ya ve her tarafa çocuklarımızı göndermeye mecburuz ve göndereceğiz. İlim ve fen ve ihtisas nerede varsa, sanayi nerede varsa gidip, öğrenmeye mecburuz. Bu nedenle artık himaye çok zayıf kalır. Bunun yerine mecburiyet geçerli olur.” şeklinde durumun önemini o yıllarda belirtmiş ve yol göstermiş.

Birçok yazımda Finlandiya ve diğer ülkelerin eğitim sistemlerini anlatmaya çalıştım.

Diğer kıyaslamarı siz kendiniz yaparsınız.

MATEMATİK SEVMEYEN BİR TOPLUM MUYUZ?

Çevremdeki çoğu arkadaşım analitik , matematiği seven insanlar da olsa sosyal etkinliklerde konuştuğum gençler matematiği pek sevmiyorlar. Özellikle zeka oyunu yazarı olarak matematik ve mantık yürütme sorularından çok resfebe , kelime oyunlarının cazibesi de bu gerçekten kaynaklanıyor. Endüstri mühendisleri adaylarıyla yapmış olduğum proje / bitirme tezi / mühendislik proje yarışmalarında bile matematik yoğun kullanılmasına rağmen matematik alt yapısının ortalamalarda olduğunu söyleyebilirim. (Üniversitelerde bile yüksek matematiğin hayata/projelere uyarlanması tartışma konusu) 

Önce ÖSYM sonuçlarına bakalım. 3 yılda da grafik rezalet ötesi. Daha da kötü olan ise bundan hiç ders almayışımız. 

2016ygsistatistik4

Dünyada ise Fen Bilimleri kadar olmasa da yine toplum olarak geride kalmışlığın kanıtı görülebilir. Matematik toplumda ekonominin kullanıldığı zorunlu bir araç , hayatımızda önemi olan bir bilim olarak hiç önem vermemişiz. Okullarda ise hiç vermemişiz. Bu geri kalınmışlık için ders alıp , YGS ortalamasını da arttırmak adına hiç ilerleme kaydedemişiz.

Sonuç açık : Matematikte 912 bin aday 40 sorudan 7,9 nete ulaşmış.Sınava giren 2 milyon 84 bin adayın 350 bine yakın 0 , 150 bine yakın sadece 1 , 250 bine yakın sadece 2 , 200 binden fazlası da 3 doğru cevap verebiliyor. Yani tablo fen bilimleri kadar vahim.

Aşağıdaki tabloda görüldüğü gibi, matematik alanında birinci sırada yer alan Şangay-Çin’de öğrencilerin %30,8’i 6. düzeyde ve %24,6’sı 5. düzeyde performans göstermişlerdir. Her iki düzeyde toplam %55,4’lük bir orana ulaşarak, öğrencilerinin yarısından fazlası en üst düzeylerde yer almıştır. Türkiye’de ise öğrencilerin %67,5’i 2. düzey ve altında becerilere sahiptir. Türkiye’de öğrencilerin sadece %1,2’si en üst düzey olan 6. düzeyde performans gösterebilmiştir. Türkiye’de yoğunluk 1. ve 2. düzey seviyesindedir. OECD ortalamasında, en fazla yoğunluk 2. ve 3. düzeyde toplanmıştır (%22,5 ve %23,7). Türkiye’de 1. düzey altı ve 1. düzeyde yer alan öğrencilerin yüzdesi, OECD ortalamasının çok üstündedir (sırasıyla %7,5 puan ve %11,5 puan fark). Şangay-Çin’deki öğrencilerinin sadece %0,8’i 1. düzey altında ve %2,9’u 1. düzeyde yer almıştır.

Peki bu durum için hiç önlem alınmış mıdır?

sx

Böylelikle 15-18 yaş öğrencilerimizin öğrenim kalitesini ortaya koyan 2 ayrı kaynaktan Türkiye eğitim sistemimizi sorgulamış olduk. Milli eğitim bakanlığının öğretmen kalitesi ve öğretmenlerin sistem içindeki önemini de kısmen ortaya çıkardık.. Öğretmenlerin kalitesinin sistemle birlikte ele alınması gerekir ki öğretmenlerin beceriksizliğinden çok performanslarını ortaya çıkaracak bir sistemin olmayışı, gelişitirilmesi gerektiği ele alınsın.

ÖSYM kendi sitesinde cinsiyete göre , puanlara göre birçok kriterlere göre analizlerini yapmış, siz detaylı bakarsınız.

Eğitim sistemimiz böyle iken , sistem ve öğretmenlerin kalitesini arttırmak için geç bile kaldık. Eğitim sistemimizin bu kadar açıkça performansı böyle iken öğretmenlerimizin bu sitemde gösterecekleri performans ne kadar iyi olabilir ? Türkiye gerçekten ilginçlikler ülkesi. Bu sistemin varlığına rağmen öğretmenlik meselğinin diğer ülkelerden önde olmasının bir izahı var mıdır, bilemiyorum .

Ben şahsen satranç/zeka oyunu eğitmenliği yaparak kısmen de olsa farklı bir katkımın olmasına çaba gösteriyorum. Siz öğretmenlerden ve eğitim sistemi kurucularından da Türkiye’nin gelişmesi ve çocuklarımızın geleceği için çaba göstermenizi beklerim.

 

 

 

 

 

Share
  • Shredderchess