Türkiye Eğitim Sistemine Bakış 2

Blogu takip edenler  eğitim  sektörüne yatkınlığımı bilirler. Hatta çevremdeki insanlarla bu konudaki girişimlerimi , çabalarımın detaylarını karşılıklı  tartışırız.

Satranç oyuncusu olarak bu alandaki yetersizliklerden ve birtakım hedefleriminden  dolayı satranç antrenörlük belgesini aldıktan sonra , satranç camiasındaki milli takım hocaları ve ulusal hakemlerle  çocukların gelişimini sağlayan zeka oyunları ve satranç sporlarının güncel problemlerini ve gelişmelerini birlikte konuştuk,konuşmaya devam ediyoruz. Şu andaki  eğitim,satran , eğitim sektörün bilgiden yoksun oluşu , maddi çıkar boyutunda olması ve en önemlisi eğitim alt yapısının bu sektöre desteklememesi en büyük yaramız.

Alt yapının kurulmasında en büyük etken ise kuşkusuz öğretmenlerimiz. Öğretmen olmak isteyen çocukluk arkadaşlarımı ve yeni heyecanlı hocalarımızı hatırlayınca acaba dünyada bu durumun nasıl olduğunu merak ettim. Aslında sıkça baktığım OECD , bu analizi de detayıyla yapmış bile. İngilizce olarak da farklı kaynaklardan haber yapılmış. Birkaç makale ile birleştirmek ve güzel bir yazı ortaya çıkarmak için Türkçe ile arattığımda güzel bir özet yapan eğitimpedia haberiyle karşılaştım.

O nedenle çevirilerini tekrar yapmak yerine hem takip ettiğim bu linki kaynak gösterip hem de kendi yazdığım diğer makalelerle yazıyı genişleterek,renklendirerek  Eğitim Bakışımızı anlatmayı hedefliyorum.Sizin de katılımınız olusa , seve seve yayınlarım.

Öğretmen Olmak İsteyen Gençlerin En Fazla Olduğu Ülke Türkiye

Öğretmenlerin niteliğinin, öğrencilerin akademik sonuçlarını tahmin etme konusunda okullardaki diğer tüm faktörlerden çok daha önemli olduğu gerçeği defalarca kanıtlandı. Ancak yine de son yıllarda çok sayıda ülke, kaliteli öğretmen açığı sorunu yüzünden ciddi sıkıntılar çekiyor.Bu düşünceye yorum getirmek gerekirse , tüm dünya bu görüşü kabul ettiği halde bizim eğitim sistemimizin ve öğretmen kalitemizin hala neden böyle olduğunu anlamak zor.

ogretmengrafik

15 yaşındaki öğrencilerin çoğu için öğretmenlik mesleği çekici değil

PISA, 2006 yılında 60′dan fazla eğitim sisteminden gelen 15 yaşındaki öğrencilere, 30 yaşına geldiklerinde hangi işte çalışmayı düşündüklerini sordu. OECD ülkelerindeki öğrencilerin ortalama yüzde 44′ü, profesyonellik gerektiren mesleklerde çalışmayı düşündüklerini söyledi. Yani tipik olarak bir üniversite diploması gerektiren yüksek statülü mesleklerde. Öğrencilerin sadece yüzde 5′i, profesyonellik gerektiren bir meslek olarak öğretmenlik yapmayı düşündüğünü söyledi. Yani ortalama olarak yüksek statülü ve profesyonellik gerektiren bir kariyer yapmayı düşünen her 10 öğrenciden 1′i öğretmenlik mesleğinde kariyer yapmayı istiyor.

Yine de öğretmenlik kariyeri yapmayı isteyen öğrencilerin yüzdesi, ülkeden ülkeye büyük çeşitlilik gösteriyor. Öğretmenlik mesleği; Türkiye, Endonezya, İrlanda, Japonya, Kore ve Lüksemburg’daki öğrenciler için oldukça çekici. Örneğin Endonezya, Kore ve Türkiye’de profesyonel mesleklerde çalışmayı bekleyen her 10 öğrenciden 3′ü öğretmen olarak çalışmayı düşünüyor. Buna karşın Estonya, Almanya, Macaristan ve İtalya’daki 15 yaşındaki öğrenciler için öğretmenlik mesleği hiç de çekici değil.

Aslında bu biraz da  bizim tarihimiz , kültürümüz ve ekonomimizle iç içe. Bizdeki öğretmenliğin tercih edilmesinin en büyük nedeni  garanti , saati bilinen bir meslek gibi kaba seçimidir.

PISA ‘yı bu yazıyla biraz hatırlarsak konunun bütününü daha iyi anlayacaksınız.

Eğitim ve education anlam farkını sizlere iletmiştim. Education içerden dışarıya çıkarmak gibi eğitsel bir tarafı varken , bizdeki anlam eğmek olarak şu anki yapımızı anlatıyor.

Okullarda yaratıcılık nasıl olacağını benim gibi merak ettiyseniz Sir Ken Robinson’un “okullar yaratıcılığı öldürüyor mu ? videosunu defalarca izlmeşinizdir.Diğer birkaç videoyu da yanında  izlemenizi öneririm.

Şimdilerde Finlandiya eğitim sistemini her ne kadar eleştirilmeye başlansa da biz bir kısmını uygulamaya çalışırsak kısmen bir başlangıç yapmış olacağız.

2013 yılındaki Eğitim sistemine bakış açımı defalarca açar ve istatistiklerine bakarım. Dünyanın gelişimini , bizim sabit kalışımızı seyre dalarım.

Karamsar olduğumu düşünenler için Oscar alan Türkler ve Türkiye’mizin gururu olan birçok örnek de var. Canan Dağdeviren de bu onurlardan biridir. Hatta bu okumuş olduğunuz yazıyı gördükten sonra teşekkür eden mütevazi , örnek hocalarımızdan biridir.

İnsani Gelişmiş Endeksi’ne göre bu konuyu bütünsel bir tablodan baktığımızda parçalar daha iyi birleşiyor.

Kısaca yorumlarsam :

Eğitim Sistemleri örnekleri : Farkettiyseniz eğitimi iyi olan ülkelerin indeksleri de oldukça yüksek.

Demokrasi Örnekleri : Tartışılacak bir konu ama yakınlarda Birleşik Krallık’ta olacak bir seçim , beni bu öneriye kadar sürükledi. Kötü olur fikrinde olanlarla , analiz edenlerin ortak noktada buluştuğu bir ülke olma hayali..

Okuma ve matematikte en yetkin olan öğrenciler, öğretmen olmak isteyenler değil

Finlandiya ve Kore gibi en yüksek performansları gösteren bazı ülkeler, eğitim kurumlarında en başarılı mezunları işe alarak kaliteli öğretmen güçlerini artırdı. PISA, öğretmen olarak çalışmak isteyen öğrencilerin beceri profillerinde ülkelere göre belirgin farklılıklar olduğunu ortaya koyuyor.

Bu farkı PISA değerlendirme raporunda açıkça ortaya koymuştum.Detayını  incelemenizde fayda var.

sx

Şekil 1’de görüldüğü gibi, matematik alanında birinci sırada yer alan Şangay-Çin’de öğrencilerin %30,8’i 6. düzeyde ve %24,6’sı 5. düzeyde performans göstermişlerdir. Her iki düzeyde toplam %55,4’lük bir orana ulaşarak, öğrencilerinin yarısından fazlası en üst düzeylerde yer almıştır. Türkiye’de ise öğrencilerin %67,5’i 2. düzey ve altında becerilere sahiptir. Türkiye’de öğrencilerin sadece %1,2’si en üst düzey olan 6. düzeyde performans gösterebilmiştir. Türkiye’de yoğunluk 1. ve 2. düzey seviyesindedir. OECD ortalamasında, en fazla yoğunluk 2. ve 3. düzeyde toplanmıştır (%22,5 ve %23,7). Türkiye’de 1. düzey altı ve 1. düzeyde yer alan öğrencilerin yüzdesi, OECD ortalamasının çok üstündedir (sırasıyla %7,5 puan ve %11,5 puan fark). Şangay-Çin’deki öğrencilerinin sadece %0,8’i 1. düzey altında ve %2,9’u 1. düzeyde yer almıştır.

Türkçe ve diğer dersleri de benzer olarak blogumda görebilirsiniz.Aşağıya sadece grafiklerini ekledim.

sc

Bu sonuçlar, Türkiye’de 15 yaş grubu öğrencilerin çoğunluğunun fen alanında sahip olduğu bilgi ve becerilerin, en temel yeterlik seviyesinde olduğunu, bu yaş grubu öğrencilerimizin yüzdesel olarak hiç birinin 6. düzeyde yer alamadığını, sadece %1,8’inin 5. düzeyde yeterliğe sahip olduğunu göstermektedir. Bu sonuçlar da açıkça, bilimsel düşünce ve bilimsel düşünce için gerekli bilgi ve becerileri öğrencilerimize kazandıramadığımıza işaret etmektedir.dd

 

Konuyu özetlersek :

Asya mucizesi olarak gösterilen ülkelerle Finlandiya’nın ortak özellikleri şu şekilde sıralanabilir:

1. Öğretmen yetiştiren kurumlarının kalitesi ve başarısı

2. Öğretmenlik mesleğinin profesyonellik algısı ve kültürü

3. Hizmet içi öğretmen eğitimlerinin başarısı

4. Matematik ve fen eğitiminin iyileştirilmesi için farklı uygulamaların geliştirilmesi

5. Öğretmenlerin bu meslekte devamlılığı.

 

O nedenle ilk adımı atarak hızla , koşarak  uygarlık seviyesine gelmeliyiz.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Örnek Eğitim Sistemleri (Finlandiya,Almanya,Fransa,Japonya) ve İstatistikler

Eğitim sistemini çok tartıştık , veriler verdik. İsmet Berkan’ın daha önceki yazılarından Finlandiya Eğitim sistemini okumuş , not almıştım.

Geçenlerde grubumda Belçika’dan Ayşe Finlandiya’da  eğitim sistemini anlatan videoyuyu koyunca bloguma koymak istedim.

Fransa , Amerika , Almanya’daki eğitim sistemi de ele alınmış.

Japonya’da eğitim sistemi ise ;

Finlandiya’ya tekrar dönelim. Önemli yerleri özetlemeye çalışacağım .

Dünyanın en iyisi kabul edilen ve uzun yıllardır da bu tahtını koruyan Finlandiya’nın eğitim sistemi  aşağı yukarı 40 yıl önce gerçekleştirilen bir reformun sonunda doğmuş.
Sistem, çocukların neredeyse doğdukları andan itibaren ‘öğrendikleri’ varsayımı üzerine kurulu. O yüzden her doğumdan sonra ailelere bir kitap veriliyor.Evet yanlış duymadınız , kitap veriliyor.

koulu 2

Ülkede 8 aylıktan itibaren bütün çocuklar için ‘Günlük bakım merkezleri’ var. Bunlar bizim anladığımız ‘kreş’ler değil; çalışan anne-babaların çocuklarını bırakıp gidecekleri. Buralarda oyunlar oynuyor bebekler, çocuklar. Ve sistemin felsefesinde ‘eğitmek’ yok; çocuklar daha bebeklikten itibaren ‘öğrenmeyi öğreniyor’lar. Okul öncesi eğitim zorunlu değil ama okullaşma oranı yüzde 100.
Okul çağı orada beş yaşında değil, yedi yaşında başlıyor. 9 yıllık zorunlu eğitimden geçiyor bütün çocuklar. Bu dokuz yılın ilk altı yılında hiçbir sınav yapılmıyor; çocuklar hiçbir biçimde akademik anlamda ölçülmüyor.
0825-Sweden-Gender-Neutral-Tots_full_600

Özel okul yok gibi bir şey, var olanların da fiyatları sıkı denetim altında. Eğitim ücretsiz. Okulların öğrencileri başarılarına göre kabul etmesi yasak. Herkes evine en yakın okula gidiyor. (Evde eğitime izin var ama çok ender görülen bir şey.) Çocuklar daha ‘akıllı’ veya değil, aynı sınıfta okuyorlar, özel çocuklara özel muamele yok.

Bütün öğretmenler üniversiteden ‘master’ derecesine sahip. Öğretmenlik, ülkede doktorluk ve avukatlıkla eş prestije sahip bir meslek ve öğretmen olmak çok zor. 15 yıllık bir lise öğretmeni, kendisiyle aynı eğitime sahip ama öğretmen olmayanlara göre yüzde 102 daha fazla para kazanıyor. Öğretmenlere maaşları dışında hiçbir ek ödeme yapılmıyor.Türkiye ile karşılaştırılınca insanın içi sızlıyor adeta.

9 yıllık ilköğretimin ardından Finli çocuklar 3 yıllık zorunlu olmayan liseye gidiyor. İsteyen akademik eğitimi, isteyen mesleki eğitimi seçebiliyor. Ülkedeki liselerde okullaşma oranı yüzde 93. (Bizde şu an yüzde 70 ama 12 yıllık eğitimin devreye girmesiyle yakında yüzde 90’ın üzerine çıkacak.)

Lisenin ardından üniversite var, yine ücretsiz olan. İki çeşit üniversitesi var Finlandiya’nın:

1. Bilim yapılan üniversiteler

2. Uygulamalı bilimler.

anfi-oulu-universitesi

Ülkede üniversite mezunu oranı dünyanın en yükseklerinden, Avrupa’nın da birincisi.
Ülkede eğitimin standardını merkezi hükümete bağlı bakanlık belirliyor ama okulların yönetimi, işletmesi ve öğretmen seçimi yerel yönetimler tarafından yapılıyor.
Sınıfların 20 kişiyi geçmemesine özen gösteriliyor. Öğretmen, genel ilkelere uymak şartıyla dersi nasıl öğreteceği, hatta hangi ders kitabını seçeceği konusunda bile geniş bir otonomiye sahip.
Bütün ülkede liseyi bitiren en başarısız öğrenci ile en başarılı öğrenci arasındaki fark, sınav notu olarak yüzde 15’in altında. (Bizdeki fark yüzde 100’e yakın.)

Son olarak da ;

Finlandiya’nın öğrenci başına eğitim harcaması,  Amerika’dan yüzde 30 daha az!

Diğer bütçelere bu linkten ulaşabilirsiniz.

Yeni bir kaynak daha buldum, siz de beğeneceksiniz.

  • Shredderchess