Satranç Hakkında Özlü Sözler

Sevdiğim satranç özlü sözleri listeledim. Yanlarına da zor sorular ekledim. Düşündükçe özlü söz okuyabilirsiniz.

 

“Ne çalışacağınız konusunda şüpheniz varsa oyunsonu çalışın. Açılışlar size açılış öğretir, oyunsonları ise satranç”
Stephan GERZADOWICZ, (Thinker’s Chess)

“İki tür feda vardır: doğru olanlar ve benimkiler”
Tal

“İyi kalpli iseniz satranç oynayamazsınız”
Fransız atasözü 

“Satranç tahtasıyla rakibinizi alaşağı edebilirsiniz ama bu sizin daha iyi oyuncu olduğunuzu göstermez.”
İngiliz deyişi

” Satranç bir sineğin içebileceği, bir filin yıkanabileceği bir denizdir.”
Hint atasözü

“En iyisi rakip taşları feda etmektir”
Tartakower 

“Atağın birinci şartı: rakibinizin gelişmesine izin vermeyin!”
Fine

“Satranç akılla oynanır, ellerle değil!”
Renaud ve Kahn

“İstenilmedik bir pat yaratmak aptallığın zirvesidir.”
Anonim

“Bir satranç oyunun üç aşaması vardır: Birincisi üstünlüğe sahip olduğunuzu umduğunuz andır, ikincisi üstünlüğe sahip olduğunuzu düşündüğünüz andır, ve üçüncüsü… kaybedeceğinizi bildiğiniz andır!”
Tartokower

“Taş kaybetmemek için çok oyun kaybedilmiştir”
Tartokower

“Hatalar tahtanın her yanında yapılmayı bekleniyorlar.”
Tartakower

“Oyunun galibi sondan bir önceki hatayı yapan oyuncudur.”
Tartakower

“Terkederek hiçbir oyun kazanılmamıştır”
Tartakower

“Satranç her şeyden önce bir mücadeledir”
Emanuel LASKER

“En zoru, kazanılmış oyunu kazanmaktır.”
Emanuel LASKER

“Satranç tahtasında yalan ve iki yüzlülük çok fazla yaşayamaz”
Emanuel LASKER

“İyi bir hamle görünce, bekleyin, daha iyisini arayın”
Emanuel LASKER

“Satranç tüm savaşların üstündedir.”
Emanuel LASKER

“Neredeyse kesin olarak, oyun teorik açıdan beraberedir”
Fischer

“Kaybeden her zaman hatalıdır.”
Panov

“Satranç insanlık için bir lanettir.”
H.G.Wells

“Satranç hakkında, hayat için çok uzun olduğu söylenir ama bu satrancın değil, hayatın kusurudur.”
Irning Chernev

“Satrancın esası onun ne olduğunu düşünmektir.”
David Bronstein

“Satranç tahtası insan zihninin jimnastik salonudur.”
Pascal

“Satranç tahtasında tüm denizlerdekinden daha fazla macera vardır.”
Pierre Mac Orlan

“Satranç zihinsel işkencedir.”
Kasparov

“Kafanız karışıksa, satranç oynayın”
Tevis

“Hayat satranç için çok kısa”
Byron

“Satranç analiz sanatıdır.”
Botvinnik

“Satranç Capablanca’nın ana diliydi”
Reti

“İyi oyuncu her zaman şanslıdır.”
Capablanca

“Satrançta kahramanlar yoktur.”
Cory Evans

“Tek bir kötü hamle kırk iyi hamleyi boşa çıkarır.”
Horowitz

“Yaşım arttıkça Piyonlara da daha çok değer vermeye başladım.”
Keres

“Aslında en zoru, kayıp oyunu kazanmaktır.”
Dr. Dave

“Satrançtaki pişmanlıktan daha büyük bir pişmanlık yoktur.”
H.G.Wells

“Atağın birinci şartı: Rakibinizin gelişmesine izin vermeyin!”
Fine

“Satranç akılla oynanır, ellerle değil!”
Renaud ve Kahn

“İyi bir feda doğru olan değil, rakibi şaşırtıp karmaşaya itendir.”
Rudolph SPIELMANN

“Piyonlar özgür doğarlar ama zincirler altında yaşarlar”
Soltis

“Nasıl taktisyen, birşey yapılması gerektiğinde ne yapmasını biliyorsa, strateji ustası da birşey yapılmaması gerektiğinde ne yapmaması gerektiğini bilir.”
Gerald ABRAHAMS

“Aramanız gereken hamle, hatta en iyi hamle değil, ama gerçekleştirilebilir bir plan”
Eugene A. ZNOSKO-BOROVSKY

“Şöhret… Zaten sahibim. Şimdi paraya ihtiyacım var.”
 Steinitz 

“Satranç aklın jimnastiğidir. ”
Shawn Decker

“Satranç tahtasında dünyadaki tüm denizlerde karşılaşacağınız maceralardan daha fazlası vardır.” Pierre Mac ORLAN

“Satrançtaki pişmanlığa benzer hiçbir pişmanlık yoktur.”
H.G.WELLS

“Umutsuz vaziyet yoktur; sadece kurtarılabilecek nispeten kötü vaziyetler vardır.
“Berabere konum yoktur; Sadece kazanca oynayabileceğiniz eşit vaziyetler vardır.”
“Fakat aynı zamanda unutmayın ki, kaybedilmesi mümkün olmayan kazanç vaziyet de yoktur.”
Grigory SANAKOEV

“Satrançseverler, bana bir kombinezon yaparken ne kadar ilerisini görebildiğimi sorup ‘kural olarak tek bir hamleden fazla’ cevabını aldıklarında hep şaşkına dönerler”
Richard RETI

“Oyunsonundan önce Tanrılar oyunortasını yaratmışlardır”
 TARRASCH

“Kazanmak herşey değildir…fakat kaybetmek ise hiçbir şeydir”
MEDNIS, berabere yapmak için mücadele etmenin önemi hakkında

“Eğer rakibiniz berabere teklif ederse, niye kötü durumda olduğunu düşündüğünü anlamaya çalışın”
Nigel SHORT


Not1 : Stefan Zweig’in Satranç kitabını sizlere öneriyorum.

Not2 : Eklemek istediğiniz özlü söz varsa iletebilirsiniz.

 

 

Share

Stefan Zweig Kitapları Hakkında Alıntılar Ve Notlar

Her bir Stefan Zweigh kitabı hakkında ayrı ayrı sayfalarca yazmak yerine tüm kitaplardan kendimce notlar alıp , ileride keyifle okumayı hedefliyorum.

Kitaplarını okuduğum sürece de ekleme yapacağım. Siz de eklemek isterseniz , iletişimdeki mail adresinden ulaşmanız yeterli olur.

Kitaplarında Zweigh kısaca anlatılıyor ama bilmeyenler için özetle ;

indirStefan Zweig 1881 yılında Viyana’da doğdu. Babası varlıklı bir sanayiciydi. Viyana ve Berlin’de eğitim gördü. Birçok ülkeyi dolaştıktan sonra Birinci Dünya Savaşı sırasında, Zürih’e geldi. Savaş karşıtı kişiliğiyle tanındı. 1919-1934 yılları arasında Salzburg’da yaşadı, 1938’de İngiltere’ye, 1939’da New York’a gitti, birkaç ay sonra da Brezilya’ya yerleşti. Avrupa’nın içine düştüğü duruma dayanamayarak 1942 yılında karısıyla birlikte intihar etti. Çok sayıda denemesi, öyküsü, uzun öyküsü ve romanı yanında, büyük bir ustalıkla kaleme aldığı yaşam öyküleriyle de ünlüdür.

SATRANÇ :

  • Dizlerim titremeye başladı: BİR KİTAP!
    Dört aydır elime kitap almamıştım ve içinde insanın art arda sıralanmış sözcükler, satırlar, sayfalar ve yapraklar görebileceği, başka, yeni, şaşırtıcı düşünceleri okuyabileceği, tanıyabileceği, beynine alabileceği bir kitabın hayali bile insanı hem coşturuyor hem de uyuşturuyordu.
  • Bütün yontulmamış varlıklarda olduğu gibi onda da gülünç bir kendini beğenmişlik vardı.
  • Bize hiçbir şey yapmadılar. Sadece bizi en mutlak anlamdaki hiçliğin içerisine yerleştirdiler, çünkü bilindiği gibi dünyada hiçbir şey insan ruhu üzerinde hiçlik kadar ağır baskı uygulayamaz.
  • Suskunluğun siyah okyanusundaki cam fanuslu bir dalgıç gibi yaşıyordu insan, kendisini dış dünyaya bağlayan halatın kopmuş olduğunu ve o sessiz derinlikten hiçbir zaman yukarı çekilmeyeceğini ayrımsayan bir dalgıç gibi hatta.
  • Kendime karşı oynamaya kalkıştığım andan itibaren, bilinçsizce meydan okumaya başlıyordum. Siyah ve beyazdan oluşan her iki ben de yarışa girişmeden edemiyordu ve her ikisi de yenmek, kazanmak için kendine göre bir hırsa, bir sabırsızlığa kapılıyordu; siyah olan ben, beyaz olan benin yapacağı her hamleyi heyecanla bekliyordu. Bir tanesi bir yanlış yapınca, öteki ben sevinçten havalara uçuyor ve aynı anda da kendi beceriksizliğine kızıyordu.
  • Siyah olan ben, beyaz olan ben’in yapacağı her hamleyi heyecanla bekliyordu.

Notlar :

  • Sayfa 33’de Dr B, bu uzun öyküye dehşetli bir şekilde aniden girer. Mc Connor piyonu son kareye sürmek için elini uzatmıştı ki , birisi kolundan yakaladı, alçak sesle ve heyecanla fısıldadı.                                                                                                                 “Tanrı aşkına! Sakın ha!” “Şimdi veziri alırsanız, fili c1’e sürüp piyonunuzu kırar, siz de atınızı geri çekersiniz. Ama bu arada boştaki piyonunu d7’ye getirip kalenizi tehdit eder ve atınızla şah-mat deseniz bile kaybedersiniz ve dokuz-on hamle sonra yenilirsiniz.”                                                                                                                             1922’de Pisyaner Turnuvası’nda Alekhine ‘in Bogolyubov’a karşı oluşturduğu konumun hemen hemen aynısı. Örnek gösterilen maçın bir hayal ürünü olmadığı araştırılınca kendine göre anlamlı/mesaj veren intiharından önceki kitap olduğu da düşünülünce takdire şayan diye alkışlıyorsunuz. Gerçekten de Alekhine ile Bogolyubov’un 1922 yılındaki maçında piyonunu c1 oynamayıp Şahını h7 ye kaçıyor Siyah. Böylelikle öyküdeki maçın konumuna erişebiliyoruz.

BİLİNMEYEN BİR KADININ MEKTUBU : 

“Satranç” eseri gibi bir seferde başlayıp bitirdiğim sürükleyici bir eser.

  • Ölmem sana acı verecek olsaydı eğer, o zaman ölmezdim.

AMOK KOŞUCUSU : 

  • İnsan gençken yalnızca başkalarının hastalanıp öleceğini düşünür.

SABIRSIZ YÜREK : 

  • Yaşamımda ilk kez, yeryüzündeki en büyük kötülüklerin kaynağının vahşet ve kötü niyet değil, kişilerin yenemedikleri zayıflıkları olduğunu anlıyordum.
  • Bir şeyi saklayan ya da saklamak zorunda kalan kişinin gözlerinin doğal, özgür ve samimi bakması olanaksızdır.
  • Mutsuzluk insanı kırılgan, sürekli ızdırap ise dar kafalı yapar…
  • Acımak iki yanı keskin bir bıçak gibidir, kullanmayı bilmeyen, elini ve de özellikle kalbini ondan uzak tutmalıdır. Tıpkı morfin gibi acıma duygusu da hasta için sadece başlangıçta bir nimet, bir ilaç, bir devadır. Ama dozunu ayarlamasını ve azaltmasını bilmediğiniz zaman öldürücü bir zehir olabilir.

KORKU : 

  • Belki de utançların en büyüğü; insanın kendine en yakın bildiği kimselere karşı duyduğu utançtır.

MECBURİYET : 

  • Hangi mecburiyet onu karanlık odasının sıcağından çıkarıp benim gibi sabahın içine sürüklemiş olabilir?
  • Haftalardır içten içe ruhunu daraltan şeyin ne olduğunu artık kesin olarak biliyordu ; hiç istemediği halde beklediği,anlamsız şekilsiz,uzaklardan kalkıp kendisine gelen,onu arayan , makineyle yazılmış donuk kelimeleriyle onun sıcak hayatına , özgürlüğüne saldıran iç daraltıcı şey bu mektuptu.
  • Belki de şu anda dünyada delilik mantığa ağır bastığı için.
  • Koskoca dünya mahvolurken insanın kendisi için çalışması suçtur.
  • Birey fikirden daima güçlüdür ama kendisi olarak kalması şarttır.
  • Esaretin de bir özgürlüğü vardır.
  • Kaderimde gitmek varken (kabulleniş) neden herşeyi bu kadar zorlaştırıyorsun?
  • Başını kaldırıp inanç ve heyecanla baktı , insanın kendisininkinden  başka kanun olmadığını , hiç birşeyin onun birine ait hissetmek kadar hayata bağlanmadığını farketti.
  • Bilinmezlik onu bir kez daha ele geçiriyordu.

BİR İNSAN BİR  YAŞAM : 

  • Tek bir cesur insanın başarısından, tüm bir kuşağa yetecek şevk ve cesaret doğar; bu daima böyledir.

 

 

Share

Dehanın Sırları Bir Dahi Yetiştirmek – Satranç

Kadın ve erkeklerin beyinleri arasındaki farkı,işleme biçimlerini anlatan ; satranç yeteneğinin doğuştan gelmediğini anlatan , Susan Polgar’ın satrançtaki başarısını anlatan ” Dehanın Sırları Bir Dahi Yetiştirmek “ bir Geographic videosunu izlemenizi öneririm.

Psikolog olan babası , Mozart örneğinden yola çıkarak özel eğitimin , Allah vergisi yetenekten daha önemli olduğu tezini gerçekleştirmek için çocukları üzerinde önemli çalışmalar yapmıştır.

Babasının kitabında yazdığı gibi :

Deha : Çalışma + Şanslı Çevre koşulları

Devamını  izleyelim.

 

Bu videoyu beğendiyseniz ve yararlı bulduysanız  , size  2016 yılı içerisinde  okuduğum müthiş bir kitabı tavsiye edeceğim.

Matthew Syed — Sıçrama

Bu kitabın bir bölümünde Polgar kardeşlerin başarısı anlatılıyor.

Syed kitapta önce kendi başarısının sebeplerini ardından da gerek sporcu gerekse müzisyenlerin başarı sebeplerine değinerek beynimdeki yetenek algısını yerle bir etti. Araştırmalara göre üstün başarıyı sağlamak için ne kadar çalışmak gerekir sorusuna sanattan bilime, masa oyunlarından tenise, herhangi bir karmaşık görevde dünya liginde bir yere,satrançta  gelmek için en az on yıl amaca yönelik etkin çalışmanın gerekli olduğu cevabı çıkıyor.
Kitapta Batı Florida Üniversitesi İnsan ve Makine Bilişsellik Enstitüsü’nde araştırmacı olarak görev yapan Paul Feltovich’in bir sözüne yer veriliyor;

“Uzmanlık zengin deneyimlerden ve yoğun emekten doğan uzun zamanlı bir gelişim sürecidir. Syed’de tam olarak bunu vurguluyor, uzmanlık uzun bir tecrübe ve derin bir bilgi gerektirir.”

Kitapta beni etkileyen diğer bir bulgu ise on bin saat kuralı. Malcolm Gladwell’in kitabından alıntı yaparak aktarılmış olan bu kural; en iyi olmak için ortalama on bin saat, iyi olmak için sekiz bin saat, o işi icra edip, öğretebilmek içinse ortalama dört bin saat pratik yapmış olmayı gerektirdiği idi. Bunu da çarpıcı örneklerle pekiştiriyor.Örneğin Mozart daha altı yaşındayken geride üç bin beş yüz saatlik bir çalışma sürecini geride bıraktığını belirtiyor. Kitapta TigerWoods’tan Williams kardeşlere kadar çok çarpıcı örnekler var. Özellikle de Williams kardeşlerin başarısının doğumdan önce kararlaştırılması inanılmaz bir tez olmuş.

On bin saat kuralı neden önemli ?

Çünkü velilerimiz , öğretmenlerimizin  hatta (yöneticilerimizin bizlerden) çocuklarımızdan  beklentileri kısa sürede başarı olduğu düşünülürse , bu önemli konuyu eğitmen ve velilerle birlikte  etraflı olarak masaya yatırılmasının tam zamanıdır.

Bu konuda düşünceleriniz olduğunu varsayarak , yorumlarınızı bekliyorum.

Share

Satranç,Zekâ Oyunları ve Bilim Festivali

 

Çocukların gelişimine katkısı olan EKER firmasıyla EKER RUN’da tanışmış olup , Ece ve Sevgi Hanım’ın güçlü  ve yapıcı bakış açılarıyla 3 ay gibi kısa sürede , Türkiye’de ilki yapılacak organizasyonun temellerini toplamda 3 toplantı ile netleştirdik.

Organizasyonun önemi :

  1. Türkiye’de satranç turnuvası , zeka oyunlarının amacının anlatılması ve zeka oyunları oyuncaklarının tanıtılması , hacivat/karagöz oyunları ve kaşık kukla yapım atölyesinin  bulunduğu çocuk atölyeleri  ve Bursa Teknoloji Merkezinin müthiş bilim gösterisinin bir araya geldiği ilk organizasyon oldu.
  2. 300 öğrencinin (7-12 yaş arası 3 kategori) 15 dakikalık hızlı satranç turnuvası. Maçları bitiren çocukların , zeka oyunlarıyla oynaması ve diğer etkinliklere katılarak günlerini en verimli şekilde geçirmeleri sağlandı.
  3. Dereceye girenlere 30 adet satranç figürlü madalya ve 9 kupa verildi. Ayrıca EKER’in sponsorluğunda tüm oyunculara yemek fişi , EKER tişörtü ve dereceye girenlere  EKER ürünleri paketi verildi.
  4. Aşağıdaki  50 adet görsel afiş Bursa genelinde  dev bilboardlarda yayınlandı.Aynı zamandan Bursa TSF sayfasından ilan yayınlandı 
  5.  Bursa’nın en iyi hocalarından 3 hocamızın 10’ar kişilik gruplarla (her yaş grubunda ilk 10 girenler) simultane maç yaparak , satranç gösterisi yapılarak ilklere bir yenilik daha eklendi.
  6. 21 Mayıs’ın aynı zamanda “Dünya Süt Günü” olması sebebiyle Eker Süt Ürünleri alanda bir atölye açarak çocuklara “Yoğurdun Hikayesi” ve “Meyveli Yoğurt Yapımı”nı deneyimlemelerini sağladı.
  7. Katılanlar arasında satranç,zeka oyunu ve bilim gösterisinin en az biriyle tanışmayanların çoğunlukta olması , sosyal sorumluluk projemizin daha yararlı olmasını sağladı.

13247769_523151051204021_7019735698798850995_o

Geri Bildirimler :

  1. Zekâ Oyunları oyuncaklarına ilgi büyüktü. Özellikle anne/baba ve eğitimcilerin birçok sorusunu cevaplamaya  çalıştım.
  2. Turnuvanın ücretsiz olması , yemek fişlerinin olması ve hediyelerin çocuklarına gelişim sağlayan süt ürünleri olması veliler açısından beğenildi.
  3. 18:00 olduğunda herkes yorgun olmasına rağmen  yüzlerinin güldüğü özellikle veliler tarafından turnuva sonrasında söylediler , Ece ve Sevgi Hanım’ları da tebrik edenlerin sayıca fazla olduğu bilgisini aldım.
  4. Aynı kalitede 2 günlük turnuva isteyen veliler çoğunluktaydı.
  5. Bursa Hakimiyet’ten Murat Kuter organizasyon hakkında yazı yazdı.

12093556_289526191385608_769386723_n

Bilim Gösterisinden kesintileri görebilirsiniz.

Emeği geçen mütevazi yapısıyla  Ece Eker   ,  iyi ki tanışmışım  dediğim Sevgi Uyumaztürk  ve satranc organizasyonuna liderlik eden dostum Mehmet Durak sayesinde önemli bir eser bıraktığımızı düşünüyorum. 2017’de de aynı ekiple daha iyi organizasyonlar çıkaracağımızı hedefliyoruz.

 

 

Share

Türkiye Eğitim Sistemine Bakış 2

Blogu takip edenler  eğitim  sektörüne yatkınlığımı bilirler. Hatta çevremdeki insanlarla bu konudaki girişimlerimi , çabalarımın detaylarını karşılıklı  tartışırız.

Satranç oyuncusu olarak bu alandaki yetersizliklerden ve birtakım hedefleriminden  dolayı satranç antrenörlük belgesini aldıktan sonra , satranç camiasındaki milli takım hocaları ve ulusal hakemlerle  çocukların gelişimini sağlayan zeka oyunları ve satranç sporlarının güncel problemlerini ve gelişmelerini birlikte konuştuk,konuşmaya devam ediyoruz. Şu andaki  eğitim,satran , eğitim sektörün bilgiden yoksun oluşu , maddi çıkar boyutunda olması ve en önemlisi eğitim alt yapısının bu sektöre desteklememesi en büyük yaramız.

Alt yapının kurulmasında en büyük etken ise kuşkusuz öğretmenlerimiz. Öğretmen olmak isteyen çocukluk arkadaşlarımı ve yeni heyecanlı hocalarımızı hatırlayınca acaba dünyada bu durumun nasıl olduğunu merak ettim. Aslında sıkça baktığım OECD , bu analizi de detayıyla yapmış bile. İngilizce olarak da farklı kaynaklardan haber yapılmış. Birkaç makale ile birleştirmek ve güzel bir yazı ortaya çıkarmak için Türkçe ile arattığımda güzel bir özet yapan eğitimpedia haberiyle karşılaştım.

O nedenle çevirilerini tekrar yapmak yerine hem takip ettiğim bu linki kaynak gösterip hem de kendi yazdığım diğer makalelerle yazıyı genişleterek,renklendirerek  Eğitim Bakışımızı anlatmayı hedefliyorum.Sizin de katılımınız olusa , seve seve yayınlarım.

Öğretmen Olmak İsteyen Gençlerin En Fazla Olduğu Ülke Türkiye

Öğretmenlerin niteliğinin, öğrencilerin akademik sonuçlarını tahmin etme konusunda okullardaki diğer tüm faktörlerden çok daha önemli olduğu gerçeği defalarca kanıtlandı. Ancak yine de son yıllarda çok sayıda ülke, kaliteli öğretmen açığı sorunu yüzünden ciddi sıkıntılar çekiyor.Bu düşünceye yorum getirmek gerekirse , tüm dünya bu görüşü kabul ettiği halde bizim eğitim sistemimizin ve öğretmen kalitemizin hala neden böyle olduğunu anlamak zor.

ogretmengrafik

15 yaşındaki öğrencilerin çoğu için öğretmenlik mesleği çekici değil

PISA, 2006 yılında 60′dan fazla eğitim sisteminden gelen 15 yaşındaki öğrencilere, 30 yaşına geldiklerinde hangi işte çalışmayı düşündüklerini sordu. OECD ülkelerindeki öğrencilerin ortalama yüzde 44′ü, profesyonellik gerektiren mesleklerde çalışmayı düşündüklerini söyledi. Yani tipik olarak bir üniversite diploması gerektiren yüksek statülü mesleklerde. Öğrencilerin sadece yüzde 5′i, profesyonellik gerektiren bir meslek olarak öğretmenlik yapmayı düşündüğünü söyledi. Yani ortalama olarak yüksek statülü ve profesyonellik gerektiren bir kariyer yapmayı düşünen her 10 öğrenciden 1′i öğretmenlik mesleğinde kariyer yapmayı istiyor.

Yine de öğretmenlik kariyeri yapmayı isteyen öğrencilerin yüzdesi, ülkeden ülkeye büyük çeşitlilik gösteriyor. Öğretmenlik mesleği; Türkiye, Endonezya, İrlanda, Japonya, Kore ve Lüksemburg’daki öğrenciler için oldukça çekici. Örneğin Endonezya, Kore ve Türkiye’de profesyonel mesleklerde çalışmayı bekleyen her 10 öğrenciden 3′ü öğretmen olarak çalışmayı düşünüyor. Buna karşın Estonya, Almanya, Macaristan ve İtalya’daki 15 yaşındaki öğrenciler için öğretmenlik mesleği hiç de çekici değil.

Aslında bu biraz da  bizim tarihimiz , kültürümüz ve ekonomimizle iç içe. Bizdeki öğretmenliğin tercih edilmesinin en büyük nedeni  garanti , saati bilinen bir meslek gibi kaba seçimidir.

PISA ‘yı bu yazıyla biraz hatırlarsak konunun bütününü daha iyi anlayacaksınız.

Eğitim ve education anlam farkını sizlere iletmiştim. Education içerden dışarıya çıkarmak gibi eğitsel bir tarafı varken , bizdeki anlam eğmek olarak şu anki yapımızı anlatıyor.

Okullarda yaratıcılık nasıl olacağını benim gibi merak ettiyseniz Sir Ken Robinson’un “okullar yaratıcılığı öldürüyor mu ? videosunu defalarca izlmeşinizdir.Diğer birkaç videoyu da yanında  izlemenizi öneririm.

Şimdilerde Finlandiya eğitim sistemini her ne kadar eleştirilmeye başlansa da biz bir kısmını uygulamaya çalışırsak kısmen bir başlangıç yapmış olacağız.

2013 yılındaki Eğitim sistemine bakış açımı defalarca açar ve istatistiklerine bakarım. Dünyanın gelişimini , bizim sabit kalışımızı seyre dalarım.

Karamsar olduğumu düşünenler için Oscar alan Türkler ve Türkiye’mizin gururu olan birçok örnek de var. Canan Dağdeviren de bu onurlardan biridir. Hatta bu okumuş olduğunuz yazıyı gördükten sonra teşekkür eden mütevazi , örnek hocalarımızdan biridir.

İnsani Gelişmiş Endeksi’ne göre bu konuyu bütünsel bir tablodan baktığımızda parçalar daha iyi birleşiyor.

Kısaca yorumlarsam :

Eğitim Sistemleri örnekleri : Farkettiyseniz eğitimi iyi olan ülkelerin indeksleri de oldukça yüksek.

Demokrasi Örnekleri : Tartışılacak bir konu ama yakınlarda Birleşik Krallık’ta olacak bir seçim , beni bu öneriye kadar sürükledi. Kötü olur fikrinde olanlarla , analiz edenlerin ortak noktada buluştuğu bir ülke olma hayali..

Okuma ve matematikte en yetkin olan öğrenciler, öğretmen olmak isteyenler değil

Finlandiya ve Kore gibi en yüksek performansları gösteren bazı ülkeler, eğitim kurumlarında en başarılı mezunları işe alarak kaliteli öğretmen güçlerini artırdı. PISA, öğretmen olarak çalışmak isteyen öğrencilerin beceri profillerinde ülkelere göre belirgin farklılıklar olduğunu ortaya koyuyor.

Bu farkı PISA değerlendirme raporunda açıkça ortaya koymuştum.Detayını  incelemenizde fayda var.

sx

Şekil 1’de görüldüğü gibi, matematik alanında birinci sırada yer alan Şangay-Çin’de öğrencilerin %30,8’i 6. düzeyde ve %24,6’sı 5. düzeyde performans göstermişlerdir. Her iki düzeyde toplam %55,4’lük bir orana ulaşarak, öğrencilerinin yarısından fazlası en üst düzeylerde yer almıştır. Türkiye’de ise öğrencilerin %67,5’i 2. düzey ve altında becerilere sahiptir. Türkiye’de öğrencilerin sadece %1,2’si en üst düzey olan 6. düzeyde performans gösterebilmiştir. Türkiye’de yoğunluk 1. ve 2. düzey seviyesindedir. OECD ortalamasında, en fazla yoğunluk 2. ve 3. düzeyde toplanmıştır (%22,5 ve %23,7). Türkiye’de 1. düzey altı ve 1. düzeyde yer alan öğrencilerin yüzdesi, OECD ortalamasının çok üstündedir (sırasıyla %7,5 puan ve %11,5 puan fark). Şangay-Çin’deki öğrencilerinin sadece %0,8’i 1. düzey altında ve %2,9’u 1. düzeyde yer almıştır.

Türkçe ve diğer dersleri de benzer olarak blogumda görebilirsiniz.Aşağıya sadece grafiklerini ekledim.

sc

Bu sonuçlar, Türkiye’de 15 yaş grubu öğrencilerin çoğunluğunun fen alanında sahip olduğu bilgi ve becerilerin, en temel yeterlik seviyesinde olduğunu, bu yaş grubu öğrencilerimizin yüzdesel olarak hiç birinin 6. düzeyde yer alamadığını, sadece %1,8’inin 5. düzeyde yeterliğe sahip olduğunu göstermektedir. Bu sonuçlar da açıkça, bilimsel düşünce ve bilimsel düşünce için gerekli bilgi ve becerileri öğrencilerimize kazandıramadığımıza işaret etmektedir.dd

 

Konuyu özetlersek :

Asya mucizesi olarak gösterilen ülkelerle Finlandiya’nın ortak özellikleri şu şekilde sıralanabilir:

1. Öğretmen yetiştiren kurumlarının kalitesi ve başarısı

2. Öğretmenlik mesleğinin profesyonellik algısı ve kültürü

3. Hizmet içi öğretmen eğitimlerinin başarısı

4. Matematik ve fen eğitiminin iyileştirilmesi için farklı uygulamaların geliştirilmesi

5. Öğretmenlerin bu meslekte devamlılığı.

 

O nedenle ilk adımı atarak hızla , koşarak  uygarlık seviyesine gelmeliyiz.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Share

2016 _ Eğlencelik Sorular _ 1

2016 yılı ailenize,arkadaşlarınıza ve sizlere sağlık başta olmak üzere başarı ve mutluluk getirsin. Umarım gönlünüzce bir yıl olur.

2015 sonunda çözerken hoşuma giden 3 adet Satranç sorusu ile yılbaşı sorusunu sizlere soracağım.

Özgün bir soru olup cevabı bulanlar   oyunmerdiveni@gmail.com adresine gönderebilirler.

yılbaşı

Seviye : Orta

Chessbase_1

Seviye : Zor

Chessbase_3_zor

Seviye : Zor

Chessbase_4_zor

 

 

Share

Satrancın Tarihçesi ve Merak Edilen Unvanlar

Satrancın içerisinde olan , Bursa Satranç Federasyonu adına çalışmalarını sürdüren bir satrançsever olarak  satrancın tarihçesi hakkında kısa bilgi verip , herkesin merak ettiği ünvanları açıklamaya çalışacağım.

Satrancın yararları , populer satranc oyuncuları , açılışlar , filmler , kitaplar gibi birçok konu var . Her birinden birçok blog yazısı çıkar.

images

O nedenle satrancın kısa bir tarihçesinden bahsedip , unvanlara geçelim.

Satrancın, zamanımızdan en az 4000 yıl önce Mısır’da oynandığına dair bulgular piramitlerdeki kabartmalarda bulunmaktadır. Yine Çin’de, Mezopotamya’da ve Anadolu’da oynanmaktaydı. Oyunun bugünkü adını alması, MS 3. – 4. yüzyıllarda Hindistan’da, oyuna ÇATURANGA denmesi ile başlar. Satranç ile ilgili ilk yazılı belgeler Hindistan’dan kalmadır. Daha sonra satranç İran’a, onlardan Araplara, Endülüslüler sayesinde de İspanya üzerinden Avrupa’ya yayılmıştır. Arap ve Avrupa el yazması kitaplardan sonra, İspanyol Lucena’nın ilk basılı satranç kitabında (1497) satrancın o zamanki yeni kuralları açıklandı.

Bu konuyla ilgili detaylı bilgiyi ve  bugüne kadar dünya şampiyonlarını TSF  detaylı olarak özetlemiş.

 

Ünvanlar özetle bu şekilde :

 

Ünvan Elo (En az)
GM (Grand Master – Büyük Usta) 2500
IM (International Master – Uluslararsı Usta) 2400
FM (FIDE Master – FIDE Ustası) 2300
CM (Candidate Master – Usta Adayı) 2200
WGM (Woman Grandmaster – Bayan Büyük Usta) 2400
WIM (Woman International Master – Bayan Uluslarası Usta) 2300
WFM (Woman FIDE Master – Bayan FIDE Ustası) 2200
WCM (Woman Candidate Master – Bayan Usta Adayı) 2100

Her bir ünvanın açıklamasını FIDE Titles Wikipedia’da bulabilirsiniz. Dünyada satranç istatistiklerini daha önce kalema almıştım.

Satranç beyni ile yapılan ilginç araştırmayı da yayınlamıştım.

Önerdiğim satranç filmlerini de izlmenizi tavsiye ederim.

Pawn Sacrifice bu ay içinde gösterime girecek , merakla bekliyorum.

 

pawn

 

 

Share

SATRANÇ OYNAYAN İNSANLARIN BEYNİ İLE OYNAMAYANLARINKİ ARASINDAKİ FARKLAR

Botvinnik’in sözüyle başlayayım. “Satranç analiz sanatıdır”

Satranca olan ilgimi arkadaşların ve blogu takip edenler bilirler.Mühendisliğin temeli de analiz olması sebebiyle tüm mühendis yetiştiren üniversitelerin satran bilmesi gerekliliğini düşünenlerdenim.

2015 yılında ise Bursa Satranc Federasyonunun bazı komisyonlarında görev aldım. Görevlerimiz devam edecek , satrancı geliştireceğiz.

Gerek arkadaşların çocukları gerekse bazı gruplarla dönem dönem analiz çalışmaları yapıyoruz.

Olabildiğince bu blogda okunması ve yarar sağlanması adına makale çevirileri yapmaya çalışıyorum. Şimdiki haberimizi 4 sene gönüllü görev aldığım Türk Zeka Vakfı çevirmiş.

Öğrenciler , öğretmenler ve anne-babalar için yararlı bir bilgi kaynağı olmuş.

Diğer yayınladığım dünya satrancı ve satranç filmleri linklerine de bakabilirsiniz. Kısa zamanda daha fazla yazı yazıp , arşivi genişletmem gerekiyor.

Yapılan çalışmalara göre satranç oynayan insanların beyni ortalama bir beyinden önemli ölçüde farklıdır. Örneğin satranç ustalarının beyni problem çözme ve tanıma işlevlerinden sorumlu olan alanda daha fazla aktiflik gösterir. Ayrıca 18 haftalık satranç dersi alan çocuklar ileriki yaşamlarında daha yüksek bir zekâ seviyesine ulaşırlar. Satrancın geliştirdiği yönler bunlarla sınırlı kalmaz:

1) Erken yaşta satranç oynamak gelişmiş matematik ve eleştirel düşünme yeteneklerini geliştirmeye yardımcı olur: Yapılan araştırmalara göre çocukken satranç oynamak ve akademik başarı arasında yüksek bir doğru orantı vardır. Bir çalışmadan elde edilen verilere göre satranç öğretilen çocuklar akademik anlamda genel bir başarı sergilemekle birlikte matematik, uzaysal analiz ve akıl yürütme alanlarında özellikle gelişim göstermişlerdir.

2) Satranç beyninizi küçültebilir- ki bu aslında iyi bir şeydir: Araştırmacı Christian Jarrett’a göre beyindeki küçülme sinirsel verimliliğin ve davranışlardaki uzmanlığın bir belirtisi olabilir.

3) Satranç ustaları beynin iki lobunu da kullanır: Bilim insanlarının yaptığı analizlere göre uzman satranç oyuncuları karar verme aşamasında beyinlerinin iki lobunu da etkili biçimde kullanabilmektedir. Geçmiş oyunlardaki kalıpları tanıyabilmek için görsel odaklı sağ lob ve en mantıklı hamlenin ne olacağına karar vermek için de analitik odaklı olan sol lobu kullanırlar.

4) Satranç size şablonlar halinde düşünebilmeyi öğretir: Sürekli pratik yapan ve oynayan satranç ustaları satranç tahtasının şablonunu gözlerinin önüne getirip daha önceki oyunlarının anılarını canlandırabilirler.

5) Satranç oynamak size bilgisayar gibi düşünebilmeyi öğretir: Matthew Berland’ın yayınladığı bir makaleye göre strateji oyunları oynayan insanlar “bilgi-sayımsal düşünme” ile karşı karşıya kalmaktadır ve bu onların basit sayılabilecek kuralları takip edip ufak kararlar vererek verimli bilgiler elde edebilmelerini sağlar.

6) Satranç uzmanları problem çözme konusunda da uzmandırlar: Satranç ustaları geçmiş oyunlarındaki şablonları hatırlayarak ona göre kararlar verirler ve bu onların problem çözme becerisinden sorumlu beyin bölgelerini geliştirmelerini sağlar.

7) İleri yaşlarda satranç oynamak Alzheimer hastalığı riskini azaltır: Satranç oynayan 75 yaş ve üzeri insanlarda satranç gibi strateji oyunları oynamanın bunama ve diğer hafıza kaybı sorunlarının yaşanma ihtimalini düşürdüğü gözlenmiştir.

Share

Luzhin Defence _ Satranç Film Önerisi ( Chess Movie Suggestion)

Satranç filmleri ile ilgili önerilerimi aktarmaya devam ediyorum. Bu konuda birçok soru gelmesi sebebiyle  sizlere önerilerimi aktarmaya devam edeceğim.

Trailer:

Luzhin Defence

 

İngilizce bilenler için nytimes’tan :

http://www.nytimes.com/movie/review?res=9901E1DD153BF933A15757C0A9679C8B63

Share
  • Shredderchess